<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450</id><updated>2012-01-12T12:17:37.367+02:00</updated><category term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>YENİ HECECİLER</title><subtitle type='html'>TÜRK ŞİİRİNDE YENİ AKIM</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>24</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-2167053171768601394</id><published>2009-01-05T23:23:00.000+02:00</published><updated>2009-01-05T23:24:31.053+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>TÜRK EDEBİYATINDA ŞİİR AKIMLARI</title><content type='html'>ESKİ TÜRK EDEBİYATI&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Türk şiirinin halk ağzından derlenmiş en eski ürünlerinden bazıları Divân-ı Lügati't-Türk 'tedir. Çuçu adlı bir Türk şairinin adının da anıldığı bu kaynaktaki şiirler aşk, doğa, kahramanlık, ahlaksal öğütler gibi dünya şiirinin en eski ve yaygın konularını kapsar. Burada verilen örnekler hece vezniyle söylenmiş, uyaklı dörtlüklerden oluşur. VIII.-XIII. yüzyıllardan kalma manici ve buddhacı Uygurlar'a ait şiirler koşuğ, küğ gibi adlar taşır. Bazılarının adları (Aprınçur Tigin, Sıngku, Seli Tutung)da bilinen bu dönem şairlerinin ürünlerinde hece vezni ve uyak gibi öğelerin yanında dize başındaki uyaklardan, dize yenilemelerinden, aliterasyondan da geniş biçimde yaralanılmıştır. Şölen, sığır, yuğ gibi dinsel törenlerde kopuz eşiliğinde söylenen eski Türk şiiri İslam dininin benimsenmesinden sonra Türk halk şairlerin ürünlerinin prototipidir.. İslam uygarlığı çerçevsinde din, tasavvuf, konularını ele alan şiir yanında aşk, şarap temalarını işleyen din dışı şiirin esin sonucu oluştuğuna inanılmıştır. Halk şiirinin hece ile söylenmiş dörtlüklerine karşın aruz vezniyle beyit birimine dayanılarak oluşturulan divan şiiride, İran şiiri aracılığıyla alınan biçimler yanında yerli biçimler de (tuyuğ, şarkı) görülür. Şiirin kapalı olmaması, kolay anlaşılması daima istenmiştir.&lt;br /&gt; “Şiirde sözün ruşen ola, açık ola ve sakın ki gamız söylemeyesin, yani örtülü söylemeyesin.” &lt;br /&gt; Büyük ölçüde anlatı ustalığına dayanan eski şiirin bilgi kaynağından da beslenmesi ileri sürülmüştür. Bu yoldaki görüşler karşın divan şiiri ve XVIII. yüzyıldan itibaren ondan derin biçimde etkilenen halk şiiri, gerçek yaşamdan ve toplumdan alabildiğine uzaklaştı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; TANZİMAT EDEBİYATI  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Türkiye'de genel olarak tüm alanlarda batılılaşma süreci, 1839 yılında ilân edilen Tanzimat Fermanı ile başlamıştır. 1838 - 1860 yılları arasında yetişmiş gençler 1860 yılında sonra Edebiyat alanında batılaşmayı sağlamışlardır. Bu dönem edebiyatına Tanzimat Edebiyatı denmektedir.&lt;br /&gt; 19’uncu yüzyılın sonlarına doğru. Divan edebiyatının yerine Batı edebiyatı örneklerinin alındığını görüyoruz. 3 Kasım 1839’da Tanzimat Fermanı’nın açıklanmasıyla edebiyat alanında da yenileşmenin başladığı kabul edilir. Âgah Efendi’nin 1860’ta çıkarmaya başladığı Tercüman-ı Ahval gazetesi Tanzimat edebiyatının gelişmesinde önemli rol oynadı. Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Midhat, Cevdet Paşa, Şemseddin Sami gibi yazarlarca desteklendi. Toplum için sanat anlayışı benimsendi.  &lt;br /&gt; 19. yüzyıl şairi Namık Kemal (Mehmed Kemal)Tanzimat dönemi şiirin gelişme süreci 1860 - 1896 yıllarına rastlar. 1939 yılında ilân edilen Tanzimat Fermanı'ndan sonra yetişen gençlerin, Batı Edebiyatı etkisinde kurmuş oldukları edebiyat türü olan Tanzimat Edebiyatı bu dönemde gelişmiştir. Önceleri dil üzerine tartışmalar yaparak etkileşimleri genişleten şair ve yazarlardan, Şinasi ve Agâh Efendi çıkardıkları Tercüman-ı Ahvâl(1860) ve Şinasi'nin tek başına çıkardığı Tasvîr-i Efkâr'da Batı uygarlığına çağdaş yaşamı geliştirerek ulaşılabileceğini vurgulamış, halkın düzeyini çıkardıkları mecmualar ile yükseltmeye çalışmışlardır. Bu süreçte yalın bir şiir dili ve düzyazı anlayışı benimsenmiştir. Bu dönemde Namık Kemal ve Ziya Paşa'da yazılarıyla poetikalarını duyurmuşlardır. Fransız Edebiyatı ve Romantizm akımının etkisinde Şinasi Fransız şairlerden çeşitli çeviri kitapları yayınlamıştır.&lt;br /&gt; Tanzimat döneminin süren etkisine rağmen Divan şiiri bırakılamamıştır. Hece ölçüsü sık kullanılmasına rağmen, aruz ölçüleri de kullanılmaya devam etmiştir. Bu dönemin şairlerinden Ziya Paşa, 1874'te "Harâbât" adlı antolojisini yayınlamıştır. Recaizâde Ekrem, yeni nâzım biçimleri denemiş, Türk Edebiyatı'nda daha çok iyi bir kuramcı olarak kabul edilen bir şairdir. Abdülhak Hamit Tarhan, Türk Edebiyatı'na batılılaşma yönünde yoğun şiirler vermiştir. Şiirlerinde Romantizm ve Naturalizm'in etkileri görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 1891-1910 arasını kapsar. Ahmet İhsan tarafından yayımlanmaya başlanan Servet-i Fünun dergisi, Türk edebiyatının bir dönemine damgasını vurdu. Nabizade Nazım, Recaizade Mahmut Ekrem, Ahmed Rasim, Mahmut Sadık ve Halit Ziya Uşaklıgil Servet-i Fünun’un önemli yazarları. 1896’da derginin yazı işleri müdürlüğüne Tevfik Fikret’in getirilmesinden sonra Edebiyat-ı Cedide akımının temsilcisi oldu. &lt;br /&gt; Servet-i Fünun Dönemi edebiyatı 1896 - 1901 yılları arasında gelişmiştir. Bu dönemde yazılan şiirlerde yine Romantizm ve Sembolizm de etkisi görülmektedir. Ancak siyasal baskılardan ötürü sınırlı tutulan yazım alanında daha çok aşk, doğa ve aile temaları işlendi. Tevfik Fikret bu dönemin en önemli temsilcisidir. Diğer şairlerden Cenap Şahabettin, Süleyman Nazif, Faik Ali Ozansoy ve Celâl Sahir Erozan sayılabilir.&lt;br /&gt; Gerçekçiliği benimsemelerine karşın, sanat anlayışları nedeniyle bütünüyle yaşama açılamayan, kişilerini aydınlar, soylular, varlıklar, genel bir deyimle seçkinler arasından seçen Edebiyat-ı Cedidecilerin yanı sıra, toplumun her sınıfından insanları, gözleme dayalı konularıyla Hüseyin Rahmi Gürpınar’a gerçekçi akım içinde özel bir yer ayırmak gerekmektedir. Ahmet Mithat geleneğini sürdüren Gürpınar, halk için yazma ve halkı eğitme amaçları dışında ustasından ayrılır. Roman anlayışı, gerçekçilikle doğalcılığın karışımıdır. Başlıca özelliği olan gülmecesi, alay ve yergiden güç alır. Buysa eleştirel bir tutum takınmasının sonucudur. Romanlarındaki olaylar, kişiler yaşamdan alınmışlardır, gözlem ürünüdürler. Üstelik bu tutumunu hiç değiştirmez Gürpınar. Yazın topluluklarının dışında, tek olarak kalır. &lt;br /&gt; Edebiyat-ı Cedide dönemlerinde şiir de benzeri aşamalardan geçer. Namık Kemal, ozan olarak da coşumcudur. Ama şiiri, toplumsal ve siyasal düşüncelerinin taşıyıcısı olarak görmesi, coşumculuğun coşku çizgisinde kalmasına yol açar. Bu şiirde birey değil, toplumu kurtarmaya soyunmuş bir düşünce savaşçısı vardır yalnızca. Şiirde Tanzimat coşumculuğunun babası Abdülhak Hamit’tir. Onu duyuculuğa (sentimentalisme) kayan coşumculuğuyla Recaizade Ekrem izler. Edebiyat-ı Cedideciler Hamit’e, Ekrem’e bağlanırlar, ama gerçekçiliğe de açıktırlar. Daha doğrusu gerçekçilikleri, batıyı yakından izlemelerinin sonucudur. &lt;br /&gt; Nitekim batıda "coşumculuğa tepki olarak doğan, gerçekçiliğin şiire uygulanışı diye nitelenen parnassizm 19. yüzyıllın göze çarpan eğilimlerinden biridir. Servet’i-Fünun döneminde, özellikle Tevfik Fikret’in birçok eserinde izlerini görürüz bu tutumun: Ayrıntılı gözlemlerin açık bir anlatımla ve nesnelikle iletimi; karamsar bir bakışla sanatçının kişiliğini gizlenişi, kusursuz bileşimlere ulaşma çabası" (Rauf Mutluay). Ama Edebiyat-ı Cedide şiirini tek bir akıma bağlamak güçtür. Çünkü, Edebiyat-ı Cedide terimini bir yana bırakırsak, bu yeni yazın içinde Servet’i-Fünun’un kendisi başlı başına bir akımdır. &lt;br /&gt; Bir kez, ayni sanat anlayışını paylaşanlar Servet’i-Fünun dergisi çevresinde toplanarak (1896) ortak özelliklere, ilkelere dayanan bir şiiri geliştirmişlerdir. Yalnız eskiye, divan şiirine değil, Namık Kemal kuşağının şiirine de tepkidir Servet’i-Fünun şiiri. Üstelik salt bir ozan topluluğu değildir bu. Romancıları (Uşaklıgil, Mehmet Rauf), eleştirmenleri, savunucuları (Ahmet Şuayip, H.C. Yalçın) vardır. Yeni bir duyarlığı, yeni bir şiir dilini geliştirirken batiyi hemen hemen günü gününe izlerler. Ama bir arayış döneminin bütün karışık etkilerini içerir şiirleri. Duygucu, coşumcu, parnascı, simgecidirler. Doğaya yönelirler. Ama bir resimdir doğa onlar için. Düşle gerçek çatışması, karamsarlık, kaçış egemendir şiirlerine. Hem benimsedikleri sanat anlayışı, hem de dönemin siyasal koşulları içine kapanık, bireyci bir şiire yönelmelerine yol açmıştır. Çözüm, topluluğun 1900’lerde dağılması olur. Yazılıp çizilemeyen 1901-1908 yıllarında yalnız biri ayakta kalır: Tevfik Fikret. Biçim tutsaklığından sıyrılıp özü öne aldığı, karamsarlığı bireysellikten soyup toplumsalla özdeşleştirdiği için başarılı olur o da.  &lt;br /&gt; Başlıca temsilcileri Tevfik Fikret, Cenap Şahabetin, Hüseyin Siret, Hüseyin Suat, Ahmet Reşit Rey, Ali Ekrem Bolayır, Süleyman Nesip, Süleyman Nazif, Faik Ali Ozansoy, Celal Sahir Erozan, Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Saffeti Ziya, Ahmet Şuayb'tır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; MİLLİ EDEBİYAT&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt; Mehmet Emin Yurdakul  "Türkçe Şiirler" (1899) adlı kitabıyla hareketin ilk öncülerindendir.  Mehmet Emin Yurdakul’un çıkışı, ancak II. Meşrutiyet’te bilinçli bir çizgiye oturdu ve bir akım niteliği kazandı. Milli Edebiyat adıyla anılan bu akımı başlatanlarsa, Selanik’te çıkardıkları Genç Kalemler dergisiyle Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp’tir. &lt;br /&gt;   Selanik’te Nisan 1911’de yayımlanan Genç Kalemler, daha önce yayımlanan  Hüsn ve Şiir adlı derginin devamıdır. Genç Kalemler’in ilk sayısında yer alan "Yeni Lisan" başlıklı imzasız yazı Ömer Seyfettin’ce yazıldı. Dilde özleşmenin savunulduğu yazıda, ulusal bir yazın oluşturabilmek için önce ulusal bir dilin gerekliliği üzerinde duruluyor, dilde yalınlaşma, Türkçe yazma ve edebiyatın halka indirilmesi görüşünü savunuluyordu.  Derginin sonraki sayılarında da "Yeni Lisan" genel başlıklı yazılar sürdü. Beşinci sayıdan başlayarak yazıların altındaki soru imi yerine "Genç Kalemler Tahrir Heyeti" imzası konulmaya başlandı. &lt;br /&gt;   Başlangıçta Ömer Seyfettin ve Ali Canip Yöntem’in çabalarıyla çıkarılan derginin etkinliği Ziya Gökalp’ın da katılmasından sonra artı. Genç Kalemler dergisi çevresinde toplanan şair ve yazarlar, milli edebiyat akımını ve "Türkçülüğü" benimsediler. Ziya Gökalp’in "Turan" adlı şiirini Tevfik Serdar takma ismiyle bu dergide yayımlaması büyük yankı uyandırdı. &lt;br /&gt;   Milli Edebiyat yolundaki ilk örnekler, kuşkusuz akımı başlatanlarca verilir. İlkeler bellidir: Dilde yalınlık, halk yazını şiir biçimlerinden yararlanma ve hece ölçüsü, konu seçiminde yerlilik. Çok önemli bir yenilik de, daha yüzyılın başında Mehmet Emin Yudakul’un gerçekleştirdigi şiirin Istanbul dişina çikmasi, Anadolu’ya açılması olgusudur. Nabizade Nazım, bunu gerçekçi bir ürün ortaya koyabilmek amacıyla Karabibik’te yapmış, ama bu deneme orada kalmıştır.  &lt;br /&gt; Başyazarlığını Ali Canib Yöntem’in yaptığı dergi çevresinde toplanan yazarlar Ömer Seyfeddin, Ziya Gökalp, Tevfik Fikret, Ali Naci, Nabizade Nazım, Kazım Nami Duru, Celal Sahir Erozan, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Enis Avni ve Hüseyin Siret’tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; FECR-İ ATİ  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 1909-1912 arasını kapsar. Edebiyat-ı Cedide’ye tepki olarak doğdu. 1901’de kapatılan Servet-i Funun dergisi. İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra gazete olarak yayımlanmaya başladı ve daha sonra haftalık dergiye dönüştü. 24 Şubat 1910’da "Fecr-i Ati Encümen-i Edebisi" imzalı bir bildiri yayımlandı ve dergi bu akımın resmi organı haline geldi.  &lt;br /&gt; Ahmet Haşim, Emin Bülent, Tahsin Nahit ve Mehmet Behçet bu dönemin en önemli şairleri arasındadır. Ahmet Haşim, en tanınan şiir kitabı Göl Saatleri'ni 1921 yılında yayınlamıştır.&lt;br /&gt; Edebiyat-ı Cedide’nin karşilaştigi dil, Bati sanati, ulusal kültür gibi sorunlara çözüm bulmak iddiasindaydi. 20 Mart 1909’da İstanbul’da Hilal Matbaası’nda toplanan bir grup yazar tarafından açıklandı. Bildiriyi hazırlayıp imzalayan yazarlar: Ahmed Haşim, Emin Bülend Serdaroğlu, Lami, Tahsin Nahit, Cemil Süleyman Alyanakoğlu, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Refik Halid Karay, Şahabeddin Süleyman, Abdülhak Hayri, İzzet Melih Devrim, Ali Canib Yöntem, Ali Süha Delibaş, Fazıl Ahmet Aykaç, Mehmet Behçet Yazar, Mehmed Fuad Köprülü, Mehmed Rüşdü, Müfid Ratip, Yakup Kadri Karaosmanoğlu. Daha sonra aralarına Faik Ali Ozansoy, Celal Sahir Erozan ve Ahmed Samim de katıldı. &lt;br /&gt; Genç yetenekleri biraraya getirmek, edebiyat ve sanatın gelişmesine katkı sağlamak, tartışmalarla halkı aydınlatmak, önemli yabancı yazar ve yapıtları Türkçe’ye kazandırmak gibi amaçları vardı. Edebiyat-ı Cedide ve Genç Kalemler dergisi çevresindeki yazarlarla ciddi tartışmalar yaşandı. &lt;br /&gt; Meşrutiyet’le gelen görece özgürlük ortamından yararlanarak çıkarılmış değişik eğilimlerdeki dergilerde yazmaları ise dağınıklık getirdi. Ayrıca, "sanat şahsi ve muhteremdir" ilkesini, herkesin ayrı ayrı görüşlere sahip olması, sanatı değişik biçimlerde anlaması olarak yorumlamaları bu dağınıklığı çabuklaştırdı. Belli bir sanat anlayışında, belli değer ölçülerinde birleşmeyi değil, bireysel özgürlüğü ve bunun sonucu olarak da çeşitliliği savunuyorlardı. Her biri yalnız kendi duyuşuna, kendi beğenisine göre bir güzellik yaratma çabası içindeydi. &lt;br /&gt; Bu durum, Fecr-i Ati’nin bir yazın akımı değil, birbirlerine arkadaşlık duygularıyla bağlı genç sanatçıların oluşturduğu bir topluluk olduğunu gösterir. Nitekim her biri sanatını bir başka yolda geliştirecek, değişen toplum koşullarında değişik sanat anlayışlarına varacaktır. &lt;br /&gt; Topluluk 1912’de dağıldı. Çoğu "milli edebiyat" akımını benimsedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; BEŞ HECECİLER &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          İkinci Meşrutiyet’ten sonra hece ölçüsüyle şiir yazmaya başlayan ve milli edebiyatı savunan beş şairimiz: Orhan Seyfi Orhon, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç ve Faruk Nafiz Çamlibel'dir. Şiirde Mehmet Emin Yurdakul’a bağlanan Milli Edebiyat akımının en tipik sürdürücüleridirler.  &lt;br /&gt; Servet-i Fünün’un etkisi yüzünden şiire aruzla başladılar. Ardından hece veznine geçtiler. Yeni biçimler arayarak uzun şiirler yazdılar. Ulusal değerlere, kaynaklara yöneldiler ve şiire konuşma üslubu getirdiler. Önlerinde, yeterli sayılmasa da, yararlanabilecekleri örnekler vardı. Halk yazınından yapılan derlemeler, bu yoldaki araştırmalar ozanlarca değerlendirilmeyi bekliyordu. Onlar da bunu yaptılar. Ama toplumsal bilinç eksikliği hemen hepsini coşkuya sürükledi. Gerçekçi olmak isterken, savaşın da etkisiyle ulusal duyarlıklar adına gerçekçiliği yitirdiler. Doğaya, yönelişi, yurt güzelliklerinin, Anadolu’nun basmakalıp söyleşilerle görüntülenmesi olarak aldılar. Yurtseverlik, kahramanlık temlerinin egemen olduğu şiirleriyle topluma güç aşılamaktı amaçları. Sonuçta sığ bir "memleketçi edebiyat"ı geliştirdiler.  Bazı edebiyat araştırmacıları bu isimlere İbrahim Alaettin Gövsa, Şükufe Nihal Başar ve Halide Nusret Zorlutuna’yı da ekleyerek "10 hececiler" tanımını kullanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İKİNCİ HECECİLER &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Beş ya da on hececiler olarak adlandırılan şairlerin ardından gelen kuşağı tanımlar. Bunlar Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sabri Esat Siyavuşgil, Ahmet Muhip Dıranas olarak sıralanır. Bu grupta Batı şiirinin etkisi daha belirgindir. Bu kuşak Garip şiir akımına zemin hazırladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; TOPLUMCU GERÇEKÇİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Cumhuriyet sonrası Türk şiirinde asıl yenilik Nazım Hikmet’le gelir. Sağlıklı, biçim ve özde devrim yapan bir yeniliktir bu. Ölçüyü atan Nazım Hikmet’tir, özü biçimin bağlarından kurtaran da. İlk iki kitabıyla (835 Satır, Jakond ile Si-Ya-U, 1929) "şairane"ye karşı çıkmış, dizeci anlayışı yıkmıştır. Ama gelenekten de kopmaz. Çünkü ona göre asıl önemli olan öz’dür. Biçim öze uydurulmalı, özü bir kat daha belirgin kılmalıdır. Üstelik onun şiiriyle gelen öz bir ideolojiye dayanmakta, siyasal bir tutumu içermektedir. Toplumcu gerçekçi (realisme social) sanat anlayışını bilinçli olarak benimsemekle kalmamış, bu alanda en yetkin örnekleri vererek hem kendisinden sonra gelen kuşağı, hem de 1960 sonrası Türk şiirini etkilemiştir. Türk yazını onunla toplumcu gerçekçi çizgiye girmiştir.   &lt;br /&gt; Biçim açısından bakıldığında, serbest nazım, serbest şiir, özgür koşuk adlarıyla nitelenen ve şiirden ölçü, uyak gibi bağları atan bir akımın başlatıcısıdır Nazım Hikmet. Ondan önce de bu yolda denemeler yapılmış, özellikle Tevfik Fikret serbest müstezadı alabildiğine geliştirerek şiiri düzyazıya yaklaştırmış, Ahmet Haşim dizeyi kırarak serbest söyleyişe ulaşmak istemiştir, ama böylesi denemeler aruz kalıplarıyla oynayarak gerçekleştirilmiştir. Başlangıçta Milli Edebiyat akımı etkisinde heceyle şiirler yazan Nazım Hikmet ise Anadolu’ya gidişiyle (1921) başlayan ve Moskova’daki öğrenim yıllarında ilkeleri belirginleşen yeni bir şiir anlayışıyla, ölçüsüzlüğü (vezinsizliği) düşünemeyen Türk şiirini kökten değiştirir. Moskova’dayken tanıdığı gelecekçilik (futurisme), kuruculuk (constructivisme) akımlarından etkilenerek yazdığı şiirlerinde ölçüyü atmakla birlikte uyağı boşlamaz. Ama bu, alışılmışın dışında, geleneğin, divan şiirinin birikimlerinden yararlanan yeni bir uyak anlayışıdır. Türkiye’ye dönüşünde Aydınlık dergisinde yayımladığı (1923-1925) yeni şiirleri, bu nedenle en çok yapıları açısından yankı uyandırır. &lt;br /&gt; Doğaldır bu. Çünkü "sanat toplum içindir" tezini savunan Tanzimat ozanlarından sonra Türk şiirinin ana sorunsalı hep biçim düzeyinde çözülmeye çalışılmıştır. Yenilik olarak hep yeni söyleyişler ardında koşulmuş, yeni biçimler aranmıştır. Kuşkusuz bunda en büyük etken, Cumhuriyet’e dek dil sorununun gündemde olmasıdır. Nitekim yukarda özetlendiği gibi, Milli Edebiyat akımı da dil konusunun yeni bir yaklaşımla ele alınması girişimiyle başlatılmıştır. Nazım Hikmet’in şiirleri yayımlandığında dil sorunu çözümlenmiş, Milli Edebiyat akimi dışındaki ozanlar da yalın bir dil kullanma gereğini duyar olmuşlardır; ama bu soruna bağlı olarak gelişen aruz-hece tartışması, Hececilerin utkusuyla sonuçlanmış görünse de, birinden birinin kesin yengisiyle çözümlenebilmiş değildir. Daha doğrusu, gizli bir uzlaşma, ideolojik uzlaşmanın yazına yansıması söz konusudur. İşte Nâzım Hikmet’in her iki ölçüyü de atan şiirleri böylesi bir ortamdan yayımlanınca biçimde devrim olarak görülür. Oysa asil devrim özdedir. &lt;br /&gt; Bu konuda şunları söyler Nâzım Hikmet: "Şiir kafiyeli de kafiyesiz de, vezinli de vezinsiz de, bol resimli, hiç resimsiz de, bağırarak da fısıldayarak da yazılabilir, yeter ki yazılacak şey olsun ve bu yazılacak şey en uygun şeklini - bazen belirli bir tarihi merhaleye göre en uygun şeklini - en ustaca bulmuş olsun. Şahsen kendimse, şekli öylesine öze uydurmak istiyorum ki, şekil, özü bir kat daha belirtsin, ama kendisi, yani şekil belli olmasın." (Ekber Babayef’le konuşmasından) "Şiirlerimde genellikle top yekûn belirli bir ölçü ve şekil yoktur. Fakat ölçü ve şekil var. Hem melodi, hem armoni. Hem kafiye, hem kafiyesizlik, hem misra-i berceste, hem kül. Yani realiteyi ve realite içindeki faal insani iç ve diş aleminde yansıtması gereken şiire en uygun dinamik şekil ve ölçüler. Daha yüksek bir ölçü ve şekle, hareket ve değişme halindeki çerçevelere ulaşmak istiyorum. (...) Ben kendi toplumsal sınıf çevreme karşıt ve çelişmeli değilim. Bundan ötürü de sanat için değildir diyorum. Şiirde bileşik, diyalektik gerçekçiliğe ulaşmak istiyorum." (Her Ay, Nisan 1937) &lt;br /&gt; Nitekim şiirsel eyleminde biçimle ilgili tartışmalara girmez Nâzım Hikmet. Öze uygun biçimi bulmaktır amacı. Bunun için yalnız Türk yazınının değil, tanıdığı bütün yazınların geleneklerine açıktır. Hepsinden yararlanabilir. Çünkü ona göre, "Her sanatkar ömrünün sonuna kadar arayacaktır. Bu arama seyrinde her konkre öze en uygun şekli bulmaya, kendi kendini tekrarlamamaya, şahsiyetini muhafaza etmekle beraber taklit etmemeye çalışacaktır. Hiçbir değişmez, mutlak sanat kaidesi tanımayacaktır." (Babayef’le konuşma). Bu ise biçimin öze bağli olarak sürekli değişmesi, bir değişkenlik içinde olmasıdır. Değişmeyen sanata yüklediği işlevdir. İşlevi belirleyen de toplumcu dünya görüştü. &lt;br /&gt; Nâzım Hikmet’in toplumcu yazının gelişmesi yolundaki eylemi, asıl 1929’da, Resimli Ay’da çalıştığı yıllarda yoğunlaşacak, egemen sanat anlayışlarına karşı gerçek kavga, yalnız şiirde değil, bütün yazın dallarında bu dönemde başlatılacaktır. Asım Bezirci bu gelişimi şöyle özetler: &lt;br /&gt; 1928’de Takrir-i Sükun Kanunu yürürlükten kalkınca, baskı da hafiflemeye başlar. Bundan yararlanarak, toplumcu yazarlar Sabiha Zekeriya’nın 1 Şubat 1924’ten beri çıkarmakta olduğu Resimli Ay dergisi çevresinde toplanmaya çalışırlar. 1928’den sonra Vala Nurettin, Suat Derviş, Sadri Ertem Resimli Ay’da yazarlar. Almanya’dan gelen Sabahattin Ali ile Rusya’dan dönen Nazım Hikmet de onlara katılırlar. Resimli Ay, 15 Ocak 1931 tarihinde kapanıncaya değin toplumcu bir edebiyatın kurulup yayılmasına hizmet eder. &lt;br /&gt; Şüphesiz, bu hizmetin aslan payı N. Hikmet’indir. Çünkü, yalnızca şiirleriyle değil, hikayeleri, oyunları ve eleştirileriyle de toplumcu edebiyatın yerleşmesi için en büyük çabayı o göstermiştir. Bir yandan eserleriyle yeni edebiyatın temellerini atarken, öbür yandan eleştirileriyle eski edebiyatın yıkılmasına çalışmıştır. Resimli Ay’da hem devrimci şiirler yayımlamış, hem toplumcu yazarları (örneğin Barbusse’ü, Mayakovski’yi, Gorki’yi, İlhami Bekir’i, Sabahattin Ali’yi) tanıtmış, hem de "Putları Yıkıyoruz" başlığı altında burjuva şairlerini (örneğin Abdülhak Hamit’i, Mehmet Emin’i) kıyasıya eleştirmiş, bu yüzden Yakup Kadri, Hamsullah Suphi, Peyami Safa, Yusuf Ziya gibi eskicilerle tartışmak zorunda kalmıştır." &lt;br /&gt; Nazım Hikmet şiiri 1930’lu yıllarda birçok genç ozanı etkisine alır. Ama günümüzde, içlerinde yalnızca İlhami Bekir Tez’le Hasan İzzettin Dinamo’nun kaldığı bu genç ozanlar toplumcu çizgide kendilerine özgü bir şiiri geliştiremezler. Asıl bağlantı 1940’larda kurulur. Yanlış bir deyimlemeyle "1940 Kuşağı" adıyla anılan ozanlar, Rıfat Ilgaz, Cahit Irgat, A.Kadir, Enver Gökçe, Ömer Faruk Toprak, Arif Damar, Ahmed Arif, Attila İlhan, Şükran Kurdakul gibi adlar toplumcu şiiri geliştirirler. Ama burada doğrudan toplumcu akıma bağlanmamakla birlikte, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Ceyhun Atuf Kansu gibi ozanları da toplumcu şiir çizgisinde düşünmek gerekmektedir. &lt;br /&gt; Ayrıca bir seferberlik olarak, şiirleri Nazım Hikmet’le hemen aynı yıllarda yayımlanan Ercüment Behzat Lav’ın serbest şiire katkısı üzerinde de durulmalıdır. İlk şiiri Serveti fünun-Uyanış’ta yayımlanan (1926) Ercüment Behzat, doğrudan serbest şiirle başlamıştır. Gelecekçilikle (futurisme) başlayıp dadacılıktan geçerek gerçeküstücülüğe ulaşan yeni akımların etkisindedir şiiri. Belli bir ideolojiye dayanmadığı için Nazım Hikmet’in şiiriyle çakışmaz. Kimi şiirlerindeki toplumsal öz, toplumcu dünya görüşünden değil başkaldırısından, yerleşik değerleri hiçlemesinden kaynaklanır. Bu nedenle, Nâzım Hikmet şiirinin yanında serbest şiiri geliştirir, yeni olanaklara açar, ama izleyici bulamaz. Ayni dönemde, dadacı olduğunu söyleyen Mümtaz Zeki Taşkın ise hiç iz bırakmaz. &lt;br /&gt; 1940’lara gelindiğinde, biçim açısından serbest şiirin utkusu tamdır. Heceyi, hemen hemen yalnızca Behçet Kemal Çağlar sürdürmekte; Ahmet Kutsi Tecer, Ülkü dergisi çevresinde halk şiiri geleneğinin yaygınlaşmasına çalışmaktadır. Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Cahit Külebi gibi değişik çizgilerdeki ozanlar da serbest şiirler yazmaktadırlar. Nazım Hikmet ise hapistedir, susturulmuştur (1938).&lt;br /&gt; Toplumcu gerçekçilik, 1960 sonrasında yaygın olarak görülmektedir. Bu akımın şairleri İkinci Yeni'yi eleştirmiş, toplumcu şiiri savunmuşlardır. Toplumculuk ise yerini giderek devrimciliğe bırakmıştır. İsmet Özel ve Ataol Behramoğlu'nun 1970 - 1971 yıllarında çıkardığı "Halkın Dostları" adlı dergi de bu atılımın bir parçası sayılmaktadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  YEDİ MEŞALECİLER &lt;br /&gt;       &lt;br /&gt; 1930’lara gelirken yeni bir yazın çığırı açmak girişimiyle karşılaşılır. Milli Edebiyatçıların sığlıklarına, gerçekçilikten uzak memleketçiliklerine bir tepki olarak,  Yusuf Ziya Ortaç’ın 1928’de çıkardığı Meşale isimli dergi çevresinde toplanan Sabri Esat Siyavuşgil, Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır, Muammer Lütfi, Vasfi Mahir Kocatürk, Cevdet Kudret ve Kenan Hulusi’nin oluşturduğu akim &lt;br /&gt; 1930’lara gelirken yeni bir yazın çığırı açmak girişimiyle karşılaşılır. Milli Edebiyatçıların sığlıklarına, gerçekçilikten uzak memleketçiliklerine bir tepki olarak,Yusuf Ziya Ortaç’ın 1928’de çıkardığı Meşale isimli dergi çevresinde toplanan Sabri Esat Siyavuşgil, Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır, Muammer Lütfi, Vasfi Mahir Kocatürk, Cevdet Kudret ve Kenan Hulusi’nin oluşturduğu akımdır. &lt;br /&gt; Yazın tarihimize Yedi Meşaleciler adıyla geçen topluluk, edebiyatta canlılık, samimiyet ve sürekli yenilik getirmek amacıyla yola çıktı. Mallarme, Baudelaire, Verlaine gibi Fransız şairlerini kendilerine örnek aldılar. Ama amaçlarına ulaşamadılar. Meşale dergisinin 1928’de kapanmasıyla bu grup dağıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; BİRİNCİ YENİ (GARİP AKIMI)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat'ın kurduğu şiir akımıdır. Garip akımı şairleri, Garip adıyla ortak bir şiir kitabı yayınlamış; ayrıca tek yaprak yayımlanan Yaprak dergisini de uzun bir süre çıkarmışlardır. Orhan Veli şiiri, halka daha yakın görülmüş, benimsenmiş; Orhan Veli'yi de Türk şiirinin en bilinen şairi yapmıştır.&lt;br /&gt; Milli edebiyat akımı ve konuşma diline, günlük yaşama, sokaktaki adamın serüvenine yönelen Garip şiiri ve daha sonraki hareketlerde şiirde vezin, uyak, söz ve anlatım sanatı gibi doğallığa aykırı anlatım öğelerini adım adım geride bıraktı.&lt;br /&gt; Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat, Melih Cevdet Anday Varlık dergisinde ölçüsüz, uyaksız, şairanelikten uzak yeni bir şiir akımı başlatırlar. Daha sonra bu üç şair şiirlerini Garip adlı bir kitapta toplarlar. Kitabın  1941 de yayımlanması ile de  "Garipçiler"  adıyla anılmaya başlarlar. &lt;br /&gt; Kendilerinden önceki şairlere, Hececilerin kalıplaşmış şiirine  karşı bir tepki olarak doğmuş akımıdır. Şiiri düz yazıya yaklaştırmayı, şiirde müzikten çok anlama önem vermeyi, duyguyu ikinci plana atmayı, eski şiiri yıkmayı hedeflemişlerdi Orhan Veli’nin yazdığı "Garip" önsözü bir bakıma bu yeni şiir döneminin bildirisidir. Garip akımı, şiirimizin dönüm noktasıdır. Yeni akımı özellikle Nurullah Ataç destekler. Garip akımı birçok genç izleyici bulduğu gibi, dönemin ünlü ozanlarını da etkiler. Bir kesim tarafından kıyasıya eleştirilirken, bir kesim tarafından yere göğe sığdırılamamıştır&lt;br /&gt; Birinci yeni de denilen bu akım, kendinden önceki heceye ve kalıplara sıkışıp kalmış şiirimize nefes aldırmıştır. Garip akımına göre uyak ve ölçüler önemsizdir, önemli olan sözlerdeki sanattır. Konuşma dilinin doğallığı içinde şiirsel deyişleri bulmak amaçtır. Şiirlerinde öncelikle halkın günlük yaşamını konu almayı hedeflediler. Ölçüye, uyağa ve dizeciliğe karşı çıktılar. Üslup arayışlarının ve kafiye, edebi sanatlar gibi yöntemle ilgili konuların şiiri sığlaştırdığını, anlam bakımından zayıflattığını savundular. Batı ve Türk edebiyatındaki hiçbir akıma bağlı olmadıklarını açıkladılar. Ama gerçeküstücülük akımının etkisinde kaldılar. Garip şiiri, birçok genç yazarı etkiledi ve serbest şiiri gelişmesine büyük katkıda bulundu. &lt;br /&gt; Her ne kadar tüm kalıplara karşı olsalar da halk edebiyatından etkilenmiş, bununla birlikte sokağa yönelip sıradan insanlar hakkında şiir yazmışlardır.  Artık eskiden şiire girmesi söz konusu olmayan öğeler de şiirde yer almaktadır.&lt;br /&gt; Ama üç ozanın birlikteliği uzun sürmez, zamanla Oktay Rifat ve Melih Cevdet bu akımdan uzaklaşır.  Kitabın ikinci baskısı yalnız Orhan Veli’nin şiirleriyle yayımlanır (1945). Ayrıca Orhan Veli, kitabına "Garip İçin" başlıklı ikinci bir önsöz eklemek gereğini duyar. Nitekim Garip devinimi sonraları, gerek bu nedenle, ama asil Melih Cevdet ve Oktay Rifat’ı şiiri ayrı bir çizgide sürdürmeleri sonucu Orhan veli’nin adına bağlanmıştır. &lt;br /&gt; Orhan Veli ise tam uzaklaşmamakla birlikte şiirde duyguyu ve müziği öne çıkaran şiirler yazar. İkinci kitabı Vazgeçemediğim’de (1945) bu değişiklikler belirgin şekilde görülür. Kimi şiirlerde akıl çizgisinden duygu çizgisine kayılır, mizah ve şaşırtma bırakılır, yer yer uyağa ve sıfata başvurulur, sözcük tekrarlarından, müzikten yararlanılır. Hepsinden önemlisi, halk şiirinin dil ve deyişine özenme başlamıştır.Toplumcu şiire yönelme başlamıştır. &lt;br /&gt; Garip akımı Türk şiirinin yeni biçim ve söyleyiş olanaklarıyla zenginleşmesini, sokaktaki insana ulaşmasını sağlamıştır.  Garip’in Birinci Yeni olarak adlandırılması da belki de bundandır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İKİNCİ YENİ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Türk şiirinde 1950 sonrası Garip akımına ve 1940 kuşağının toplumsal-gerçekçi yazarlarına karşı tepki olarak doğdu. Değişik imge, çağrışım ve soyutlamalarla yeni bir söyleyişi amaçlayan şiir akımıdır. Çağdaş  şiirimizin en önemli ve etkisi farklı biçimlerde de olsa hâlâ süren akımlarındandır. 1955 yılı başlangıç noktası olarak alınabilir (pazar postası gazetesinde yayımlanan şiirler bu akimin ilk örnekleri sayılır). &lt;br /&gt; Cemal Süreya, Ece Ayhan, Edip Cansever ve Turgut Uyar İkinci Yeni'nin en tanınmış şairleridir. İkinci Yeni'yi bir akım olarak reddetmiş, şiirde eşya ve maddelere de dil vermişlerdir. Yer yer iç monolog da kullanan, şiirin vezin ölçülerinden ve uyaktan arınması gerektiğini imleyen şairler; şiire yeni bir ivme kazandırmış, döneminde çok eleştiriler almasına rağmen Türk şiirine belirgin bir şekilde yön vererek, gelişimine büyük katkıda bulunmuştur.&lt;br /&gt; Cemal Süreya, İkinci Yeni'nin planlanmış bir şiir akımı olmadığını söyler.  50'lerde gün yüzüne çıkardığı şiir anlayışları arasındaki benzerlikler sebebi ile kendiliğinden oluşmuş bir akım olduğu kanaatindedir. Cemal Süreya bir çok kişi bu akıma bazı şairleri sokmuş-çıkarmıştır ki, Attila İlhan  kendisi için İkinci Yeni  şâiridir diyenlere '' şiirden anlayan herkes, Attila İlhan şiirinin ikinci yeni şiirine rakı şişesinin şimendifere benzediği kadar benzediğini bilir'' diyerek tepki göstermiştir. Attila İlhan'a göre ikinci yeni, soğuk savaşın şiiridir. Üstada garip akımının da (birinci yeni) sıcak savasın şiiri olarak etiketlemiş bu da yetmemiş bu iki akım için; "birincisi İnönü  diktasının eseridir, ikincisi Menderes diktasının" demiştir.&lt;br /&gt; İkinci Yeni ismini akımın savunucularından Muzaffer Erdost ilk kez kullandı. 1950’lerin başından itibaren özellikle de 1953-1957 arasında birbirlerinden etkilenerek şiire yeni bir söyleyiş getirdiler. Ortak özellikleri, dilin alışılmış kalıplarını yıkmak, sözdizimini zorlamak ve bozmaktı. Şiiri her şeyi anlatabilme sanatı olarak gördüler. Dilde yeni bir iç ses arayışına giren İkinci Yeni’ciler, imge, hayal gücü ve duyguya ağırlık verdiler. Bireyin toplumsal yalnızlığı, sıkıntıları, çevreye uyum sorunları gibi temalar işlendi. Her şeye karşı oluşlarıyla edebi bir nihilizme uzanan İkinci Yeni’ciler, Batı edebiyatındaki simgecilik, gerçeküstücülük, Dadaizm gibi akımlarından da etkilendiler. İlhan Berk, Cemal Süreya, Edip Cansever, Turgut Uyar, Ece Ayhan, Oktay Rifat, Metin Eloğlu, Turgay Gönenç, Sezai Karakoç, Özdemir İnce, Tevfik Akdağ, Ülkü Tamer, Ahmet Oktay, Kemal Özer, Ergin Günçe, Ercüment Uçarı ve Nihat Ziyalan bu akımı destekleyen şairlerimiz. &lt;br /&gt; Şiirde işlenen konular gerçek hayattan, doğa tasvirlerinden uzak, sürrealist konulardır. Anlamsız şiir olarak da anılır. Oysa gerçekte İlhan Berk dışındakiler anlamsızlığı tam olarak savunmamışlardır. Bir de ikinci yeni budur şudur, şöyle yazar böyle anlatır, şunu anlatmaz demek zordur. Her şair bağımsız bir yol izler, hepsi ayrı sıfatlar verir ikinci yeniye. Oturulup da "Birinci Yeni" gibi biz bundan yanayız, buna da karşıyız denmemiştir, üstelik. özgürdür şairleri. Soyuttur gerçeküstüdür, şiirleri toplumun bilinçaltıdır. &lt;br /&gt; Kemal Özer'e göre "İkinci Yeni" ise; ''Yakın akrabaları sahip çıkmadığı için ölüsü belediye tarafından kaldırılan, ama mirası yenilen garip bir akrabadır'' der. Dönemin siyasi baskısından kaçmakla ve biçimcilikle eleştirilen ikinci yeni akımının 1965'lerde ise son bulduğu söylenebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-2167053171768601394?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/2167053171768601394/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=2167053171768601394' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/2167053171768601394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/2167053171768601394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2009/01/trk-edebiyatinda-iir-akimlari.html' title='TÜRK EDEBİYATINDA ŞİİR AKIMLARI'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-5956802460599984074</id><published>2008-10-18T14:56:00.000+03:00</published><updated>2008-10-18T14:57:38.488+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>GEMLİK'TE BİR GARİP ŞAİR: DEMİR ALİ BAYDAR</title><content type='html'>Cumartesi pazarında kendi ördüğü pazar çantalarını satmaya çalışırken gördüm onu. "Ali amca, gel çay içelim." diye Balıkpazarı'nda bir kahvehaneye götürdüm. "Ben çay içmem, kuşburnu içerim" dedi. Ben çayımı, o kuşburnunu içerken başladık muhabbete.  Demir Ali Baydar'ın hayatı hakkında bir şeyler öğrenebilmek için başladım soru sormaya:&lt;br /&gt; - Ali amca kaç doğumlusun?&lt;br /&gt; - ..!?&lt;br /&gt; Ne sorduğumu anlamak için soran gözlerle yüzüme baktı. Kulakları ağır işitiyordu. O yüzden her sorduğum soruyu ona duyurabilmek için yeniden bağırarak sormak zorunda kalıyordum. Bu yüzden bana kızdı ve dedi ki:&lt;br /&gt; - Ne bağırıyorsun be!.. Ben sağır mıyım?..&lt;br /&gt; Demir Ali Baydar kendi anlattığına göre 1937 yılında İnegöl'ün Sulhiye köyünde doğmuş. Üç oğlan, bir kız olmak üzere dört çocuk babası. Cebinden bir tomar kâğıt çıkardı; ben diyeyim yüz tane, siz deyin iki yüz tane. Çocukluğundan beri şiir yazıyormuş. Yazdığı şiirler Gemlik gazetelerinde yayımlanmış. Yazdığı şiirlere kendi çocuklarının tepki göstermesi ve yoksulluk yüzünden bir şiir kitabı bastıramamış. Dedim ki:&lt;br /&gt; - Ali amca, birkaç şiirini bana ver, seni internet ortamına taşıyalım.&lt;br /&gt; Biraz düşün Demir Ali Baydar "Olur" dedi ve bana üç şiirini verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; DUYMADILAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Elim durmaz, dilim susmaz,&lt;br /&gt; Yazdım yazdım duymadılar.&lt;br /&gt; Her elbise bize uymaz,&lt;br /&gt; Dedim dedim duymadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Özümüz sözümüz belli,&lt;br /&gt; Sanmayınız halkı deli.&lt;br /&gt; Çekiniz şu kirli eli,&lt;br /&gt; Dedim dedim duymadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hakk'ın verdiği hakkım var,&lt;br /&gt; Kullandırmaz geliyor ar.&lt;br /&gt; Getirmeyin bu yurdu dar,&lt;br /&gt; Dedim dedim duymadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hepimiz Adem'in oğlu,&lt;br /&gt; Dünyaya salmışız kolu.&lt;br /&gt; Terkedin izimli yolu,&lt;br /&gt; Dedim dedim duymadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Allah kulu patlar ise,&lt;br /&gt; Duramaz önünde kimse.&lt;br /&gt; Alınız sözümden hisse,&lt;br /&gt; Dedim dedim duymadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Demir Ali Baydar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; BULAMIYORUM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bahçeye diktiğim o fidanları,&lt;br /&gt; Dönersin diyerek sulamıyorum.&lt;br /&gt; Tanıdık dostları, tüm insaları,&lt;br /&gt; Aradım da seni bulamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İnan ki bir tanem sensiz olmuyor,&lt;br /&gt; Nerdesin, kimlesin aklım almıyor,&lt;br /&gt; Telefonum kapalı hâlâ çalmıyor,&lt;br /&gt; Çok aradım seni bulamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Karakollara tüm hastanelere,&lt;br /&gt; Barlara, diskoya, meyhanelere,&lt;br /&gt; Koskoca şehirde seni her yerde,&lt;br /&gt; Sordum da bir türlü bulamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Sensiz geçen günler bana bir ölüm,&lt;br /&gt; Kurudu ümüdim, şimdi bir çölüm,&lt;br /&gt; Nerdesin bir tanem, nerdesin gülüm?&lt;br /&gt; Bu şehirde sensiz bunalıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Demir Ali Baydar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; BENİM ÜLKEM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bahara hasreti duymazsın burda,&lt;br /&gt; Dört mevsimde çiçek açar Türkiyem.&lt;br /&gt; Ağlayan gülmeyi görür sabırla,&lt;br /&gt; Saadet mutluluk saçar Türkiyem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Köyümde çiçekler bir başka açar,&lt;br /&gt; Kentimin içinde bir ümit yakar,&lt;br /&gt; Her gün bir güzeli peşine takar,&lt;br /&gt; Güzellik hasatı biçer Türkiyem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Duymazsın burada kederi gamı,&lt;br /&gt; Gündüzler bambaşka, hele akşamı,&lt;br /&gt; Açılır dünyaya görür dört yanı,&lt;br /&gt; Yudum yudum huzur içer Türkiyem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Dalgası bir başka, denizi başka,&lt;br /&gt; Bir nefes koklasan düşersin aşka,&lt;br /&gt; Dağların ucundan buluta keşke,&lt;br /&gt; Uzansam diyerek geçer Türkiyem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yayları çiğdem, çiçek bakışlı,&lt;br /&gt; Sularından ak köpükler akışlı,&lt;br /&gt; Güzellikler oylum oylum nakışlı,&lt;br /&gt; Dünyaya gülücük saçar Türkiyem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Demir Ali Baydar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-5956802460599984074?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/5956802460599984074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=5956802460599984074' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/5956802460599984074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/5956802460599984074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/10/gemlikte-bir-garip-air-demir-ali-baydar.html' title='GEMLİK&apos;TE BİR GARİP ŞAİR: DEMİR ALİ BAYDAR'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-1445708442312787399</id><published>2008-08-01T10:35:00.011+03:00</published><updated>2008-09-08T17:04:43.338+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>HALİL ŞAKİR TAŞÇIOĞLU</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMUw54l0lrI/AAAAAAAAAIM/RPrQieHKLj0/s1600-h/Halil+%C5%9Eakir+Ta%C5%9F%C3%A7%C4%B1o%C4%9Flu+.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMUw54l0lrI/AAAAAAAAAIM/RPrQieHKLj0/s320/Halil+%C5%9Eakir+Ta%C5%9F%C3%A7%C4%B1o%C4%9Flu+.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243651112144508594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; 1948 Yılında,Konya / Ereğli'de doğdu. İlk,orta ve lise öğrenimini Ereğli' de tamamladıktan sonra, 1971 yılında İ.D.M.M. Akademisinden İnşaat Mühendisi olarak mezun oldu. 1969-1971 Yılları arasında İstanbul İleri Türk Musıkisi Konservatuarında; ud,solfej ve nazariyat dersleri aldı. Vatani görevini, 1973-1974 Yılları arasında NATO Enfrastrücktür Daire Başkanlığında kontrolör teğmen olarak ifa etti. Halen, Antalya' da serbest inşaat mühendisliği ve yapsat müteahhitliği yapmaktadır. Evli ve ikisi kız, üç çocuk babasıdır.&lt;br /&gt; 1967 yılından bu yana şiir yazmaya çalışan Halil Şakir'in, çoğu yerel gazete ve mecmualarda yayımlanmış 170 civarında şiirleri bulunmaktadır.Güftesi ve bestesi kendisine ait, muhtelif makamlarda 6 şarkı,2 ilahi,1 çocuk marşı formlarında besteleri bulunmaktadır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; ESERLERİ:&lt;br /&gt; "BİR MİLLET UYUYOR" isimli basıma hazır bir ideolojik roman çalışması.&lt;br /&gt; "YOKUŞ YILGINI"  isimli E-kitap olarak hazırlanmış bir şiir kitabı basımı artık gündeme getirilmiştir.&lt;br /&gt; Maalesef henüz basılı bir eseri yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; http://www.Antoloji.Com/halil_sakir_tascioglu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-1445708442312787399?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/1445708442312787399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=1445708442312787399' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/1445708442312787399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/1445708442312787399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/08/halil-akir-taiolu.html' title='HALİL ŞAKİR TAŞÇIOĞLU'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMUw54l0lrI/AAAAAAAAAIM/RPrQieHKLj0/s72-c/Halil+%C5%9Eakir+Ta%C5%9F%C3%A7%C4%B1o%C4%9Flu+.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-1672941089681251666</id><published>2008-07-27T12:29:00.023+03:00</published><updated>2008-10-18T16:27:55.658+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>NURİ CAN</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SPnjz-oGvrI/AAAAAAAAAJs/AqYGifNbPnA/s1600-h/y%C3%BCrek+yanarsa+g%C3%BCl+%C3%BC%C5%9F%C3%BCrse.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SPnjz-oGvrI/AAAAAAAAAJs/AqYGifNbPnA/s320/y%C3%BCrek+yanarsa+g%C3%BCl+%C3%BC%C5%9F%C3%BCrse.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258484522055810738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SPnjtB1URRI/AAAAAAAAAJk/L6TFDkn96xY/s1600-h/NUR%C4%B0+CAN.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SPnjtB1URRI/AAAAAAAAAJk/L6TFDkn96xY/s320/NUR%C4%B0+CAN.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258484402657445138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; 1950 de Erzincan’ın haritalarda yeri olmayan küçük bir dağ köyü olan Caferli de doğan Nuri CAN, Munzur´un eşsiz güzellikdeki yaylalarında büyümüş. 1965 yılında da İstanbul’a, 1967 te de Hollanda’ ya gidip yerleşmiş.&lt;br /&gt; Hollanda da yaşadığı süre içerisinde, çocukluğundan beri ilgi duyduğu müzik, şiir, tiyatro öykü ve daha çok resimle uğraşmış. Bu güne değin afiş, resim, öykü ve şiir çalışmalarıyla uluslar arası bir çok ödül almış. Hollanda başta olmak üzere, Fransa, Belçika, Almanya, Yunanistan ve Türkiye’de bir çok karma ve kişisel sergilere katılan Nuri Can, üç Yıl Uluslar arası sanatçılar birliği başkanlığı ve ayrıca Af örgütü, Unicef gibi kurumlarda aktif ve pasif görevlerde bulunup Hollanda ve Türkiye de resmi ve özel kurumlarda sanat danışmanlığı resim öğretmenliği yapmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; ESERLERİ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; GÖÇMEN İŞÇİLER AĞIDI&lt;br /&gt; YÜREK YANARSA TİTRER GÜL ÜŞÜRSE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; http://www.nuricann.com/&lt;br /&gt; http://www.antoloji.com/nuri_can&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-1672941089681251666?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/1672941089681251666/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=1672941089681251666' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/1672941089681251666'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/1672941089681251666'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/nuri-can.html' title='NURİ CAN'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SPnjz-oGvrI/AAAAAAAAAJs/AqYGifNbPnA/s72-c/y%C3%BCrek+yanarsa+g%C3%BCl+%C3%BC%C5%9F%C3%BCrse.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-3462386698334592573</id><published>2008-07-27T12:29:00.019+03:00</published><updated>2008-10-18T15:43:36.724+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>ERTÜRK DEMİRCİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SPnZ7inkTBI/AAAAAAAAAJU/XLbKP53oYWU/s1600-h/Ert%C3%BCrk+DEM%C4%B0RC%C4%B0.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SPnZ7inkTBI/AAAAAAAAAJU/XLbKP53oYWU/s320/Ert%C3%BCrk+DEM%C4%B0RC%C4%B0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258473656860036114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; KENDİSİ HAKKINDA YAZDIĞI TANITIM YAZISI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Artvin ili Şavşat ilçesinde 1954 yılında dünyaya gelmişim. Babamın maden işçisi olması nedeniyle Murgul'da büyüdüm. Orda okudum.1975 yılında öğretmen okulunu bitirdim. Yurdun birçok bölgelerini gezdim. Halen Sakarya ilinde idarecilik yapıyorum. Müziği,doğayı ve edebiyatı çok severim. İnanıyorum ki benim gibi düşünenler çok fazladır. Saz(telli sazların hepsi) çalarım. Dünyadaki,yaşantımın her sanisesi benim için değerlidir. Çok şeyleri boşvermişimdir. Yaşam benim için bu saniseleri değerlendirme kavgasıdır. Tüm gönül dostlarına güzel günler diliyorum. Benim gibi düşünenlerle tanışmak isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.antoloji.com/erturk_demirci&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-3462386698334592573?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/3462386698334592573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=3462386698334592573' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/3462386698334592573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/3462386698334592573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/ertrk-demirci.html' title='ERTÜRK DEMİRCİ'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SPnZ7inkTBI/AAAAAAAAAJU/XLbKP53oYWU/s72-c/Ert%C3%BCrk+DEM%C4%B0RC%C4%B0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-8330977937510219222</id><published>2008-07-27T12:28:00.041+03:00</published><updated>2008-10-18T15:54:09.007+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>İSMAİL DOĞAN</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SPncLhvvCJI/AAAAAAAAAJc/3ztyLyK7ji4/s1600-h/%C4%B0smail+Do%C4%9Fan.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SPncLhvvCJI/AAAAAAAAAJc/3ztyLyK7ji4/s320/%C4%B0smail+Do%C4%9Fan.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258476130527021202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; KENDİSİ HAKKINDA YAZDIĞI TANITIM YAZISI&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Sivas-Şarkışla-İlyashacı Köyü doğumluyum. İlk okulu köyümde okudum. Orta ve lise öğrenimimi Ankara Kocatepe Mimar Kemal Lisesinde okudum. Evli ve çalışmaktan dolayı yüksek okulu okuyamadım. Biri kız iki çocuğum var. Oğlum Yüksek Okulu bitirip bir bankada çalışmakta. Kızım ise Ankara Diş Hekimliği'nde eğitimine devam etmektedir. &lt;br /&gt; Haziran 1976 den beri yurt içinde ve dışında yapılan sanayi yapılarının; çelik konstrüksiyon proje işlerinde Çelik Konstrüktör Ressam olarak çalıştım. Halen de bu işte serbest olarak çalışmaktayım. İçinde bulunduğum projelerden bazıları: İstanbul Atatürk Olimpıyat Stadı; batı tarafı(Edirne tarafı) çelik çatı konstrüksiyon detayları; &lt;br /&gt;İzmir Palmiye Ticaret Merkezi çelik çatı konstrüksiyonu projesi; Gazinatep, Adana, Konya, İstanbul/Kartal'da bulunan Real Alışveriş Merkezlerin çelik çatı konstrüksiyonu projeleri; Soma, Afşin/Elbisten Termik Santralleri çelik konstrüksiyonu projeleri... &lt;br /&gt; Şiir ve Türkülere olan sevgim on yaşında Şarkışla/Ortaköy'de AŞIK VEYSEL'i dinlemekle başlar.Bu nedele Pir Sultan, Şah Hatayı, Muhlis Akarsu, Aşık Mahsuni, Aşık Daimi... gibi ve yöre Ozanların yüreğimde ayrı bir yeri vardır. Müzikse hayatımın bir parçası. Özellikle Halk Müziği. İyi bir dinleyiciyim. &lt;br /&gt;Şiir bence Türkü tadında olmalı. Ses verip yürekteki duyguyu haykırmalı. Sevgi kokmalı, hasret esmeli, birlik bağıyla bağlamalı, hayatın aynası olamalı. &lt;br /&gt;Serbest şiirlerde de aynı değerler var, duygu var, sevgi var ama bana Türkü tadını vermediği için; dörtlükler halinde hece ve kafiyeli tarzda ki şiir tadını vermiyor. Sadece okuyorum ama hiç yazamadım. &lt;br /&gt; Bu kültüre hizmeti olmuş, olabilecek herkese ve de okurlarıma sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR: http://www.antoloji.com/ismail_dogan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-8330977937510219222?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/8330977937510219222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=8330977937510219222' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/8330977937510219222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/8330977937510219222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/ismail-doan.html' title='İSMAİL DOĞAN'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SPncLhvvCJI/AAAAAAAAAJc/3ztyLyK7ji4/s72-c/%C4%B0smail+Do%C4%9Fan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-3196600927047850648</id><published>2008-07-27T12:28:00.038+03:00</published><updated>2008-09-10T16:37:53.335+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>ALİ ALPER DURMUŞ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMfNqggVM_I/AAAAAAAAAJM/p99bIJIsvJk/s1600-h/askianlamak.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMfNqggVM_I/AAAAAAAAAJM/p99bIJIsvJk/s320/askianlamak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244386421259973618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; 1983 yılında Konya'nın Bozkır ilçesinin Dereköy kasabasında doğdu. İlk öğretim ve Anadolu lisesini Konya'nın çeşitli ilçelerinde tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi fen bilgisi/fen ve teknoloji öğretmenliğini bitirdi. Halen öğretmenlik yapmaktadır. &lt;br /&gt; Çocukluk yıllarını doya doya yaşadı. 1996 yılına kadar şiir, edebiyat, şarkı, türkü vs.sanatsal olgulardan uzaktan yakından alakası olmadı. İlk olarak tanışması sonradan sözlerinin tanınmış aşık, ozan, şair olduğunu sonradan öğrendiği türküler ile oldu. Türkü sözlerinden çok etkilendi. Bir kaç yıl sonra şiire ve şairlere özenmeye başladı. İlk olarak 1999 yılında şiir denemeleri yaptı. Bir kaç kişiye gösterdi yazdıklarından güzel tepkiler aldı. &lt;br /&gt; Ancak kendi yazdığı şiirlerin okuyan diğer kişileri, tıpkı kendisinde de olduğu gibi, etkileyebileceğini ve insanların yazdıklarından dolayı yanlış yola sapabilecekleri kanısına vardı. Bu yüzden şiirin devamını getirmekten çekindi. 3 sene şiir yazmadı ancak şiir yazmak dermansız hastalık gibi bulaşmıştı. Bu süre zarfında harhangi bir şekilde yazılı olarak kaydetmediği onlarca şiirin denemesini kendi içinde yaptı. &lt;br /&gt; Yunus Emre'nin ve Mevlana'nın da şiir yazdığı ve insanları yanlış kötü işlere bulaştırmadığının, aksine onları güzel ve hayırlı işlere yönlendirdiği, güzel duygulara sevk ettiği düşüncesine sahip olduğu zaman şiirlerini yazmaya karar verdi. 2002 yılında önceden yazmış olduğu ilk şiirlerini yırtıp attı ve yeniden şiir yazmaya başladı. Bu tarihten sonra yazdığı yazdığı şiirleri yayınlamaktadır. &lt;br /&gt; Sayısal çıkışlı olduğu için şiirlerinde mantık ve tasarım yapma özelliklerini duygularla beraber kullandı. Bir bakıma şiir tasarladı. Kendi ifadesi ile düşünce üzerine duygu; duygu üzerine düşünce işledi. Bu özelliği toplumsal duyarlılığı olan hiciv şiirleri de yazabildi.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; ESERLERİ: &lt;br /&gt; AŞKI ANLAMAK (Şiir eylül 2007 basımı) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; http://www.Antoloji.Com/ali_alper_durmus &lt;br /&gt; www.gündüzkitabevi.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-3196600927047850648?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/3196600927047850648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=3196600927047850648' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/3196600927047850648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/3196600927047850648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/ali-alper-durmu.html' title='ALİ ALPER DURMUŞ'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMfNqggVM_I/AAAAAAAAAJM/p99bIJIsvJk/s72-c/askianlamak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-6513547290078156642</id><published>2008-07-27T12:28:00.036+03:00</published><updated>2008-09-10T14:57:49.009+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>AHMET AYAZ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMe2LuxMF3I/AAAAAAAAAJE/fsAI7xmwoZA/s1600-h/huzun%2520ve%2520ruya.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMe2LuxMF3I/AAAAAAAAAJE/fsAI7xmwoZA/s320/huzun%2520ve%2520ruya.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244360603745392498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 1947 Yılında Gaziantep İli Oğuzeli İlçesine bağlı Yakacık Köyünde doğdu. İlkokulu Yakacıkta bitirdi. Subay okulunu gözden kaybetti. Orta ve Lise tahsilini Gaziantep'te tamamladı. Çeşitli kamu kuruluşlarında 27 yıl 2 ay görev yaptıktan sonra, Gaziantep Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Şefi iken 15.02.1998 tarihinde kendi isteğiyle emekli oldu. &lt;br /&gt; Ahmet Ayaz'ın ilk şiirleri Yeni Asya ile Hergün gazetelerinde yayınlandı. 1980 ihtilalinde bu gazeteler kapanınca yerel gazetelere ve edebiyat sanat dergilerine yöneldi. Bazı edebiyat sanat dergilerinin yazı kurulunda bulundu, şiir ve araştırma yazıları yazdı. Bazı gazetelerde ise edebiyat ve sanat sayfası çıkardı. Güncel konularda sohbet yazıları ve şiir yazdı. Türk Edebiyatı Dergisi dahil bir çok edebiyat sanat dergileri ve antolojilerde şiirleri yayınlanan şair ve yazar, en son olarak Elvan Yayınları'ndan İhsan Işık'ın 2006 yılında yayınladığı on ciltlik resimli ve metin örnekli TÜRKİYE EDEBİYATÇILARI VE KÜLTÜR ADAMLARI ANSİKLOPEDİSİ'nde yer aldı. Şiir dalında birçok ödül ve plaketleri bulunan Ahmet Ayaz'ın, Askerin Türküsü isimli şiiri 1995 tarihinde Tuğgeneral Zafer ÖZKAN tarafından bestelettirilerek 10. Piyade Tugayı Marşı yapıldı. &lt;br /&gt; Halen Gaziantep'te yayınlan Hakimiyet Gazetesinde köşe yazarlığı yapan Ahmet Ayaz, Gaziantep Kültür Sanat ve Edebiyat Derneği kurucu üyeleri arasında yer aldı. Ayrıca Maki ile Bizim Ece dergilerinin Gaziantep Yeni Temsilcisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ESERLERİ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 1-YANKILI SESLER (Şiir 1993 basımı)&lt;br /&gt; 2-DOĞDUĞUM GÜNDEN BERİ (Şiir 1994 basımı. 2007 yılında ikinci basımı yapıldı)&lt;br /&gt; 3-ANTEP ŞİİRLERİ (Derleme 1998 basımı)&lt;br /&gt; 4-SON MEKTUPLAR (Şiir 2000 basımı)&lt;br /&gt; 5-HÜZÜN VE RÜYA (Şiir 2002 basımı)&lt;br /&gt; 6-GAZİANTEP'DE KÜLTÜR SANAT VE EDEBİTATTA İZ BIRAKANLAR (Araştırma 2003 basımı)&lt;br /&gt; 7-BİR BAŞKA RÜYA VE SIZI (Şiir 2004 basımı)&lt;br /&gt; 8-ELVEDA İSTANBUL (Öykü 2005 basımı)&lt;br /&gt; 9-KAVGAM BARIŞ İÇİN (Şiir 2006 basımı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; http://www.Antoloji.Com/ahmet_ayaz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; http://www.ahmetayaz.bz.tc/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-6513547290078156642?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/6513547290078156642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=6513547290078156642' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/6513547290078156642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/6513547290078156642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/ahmet-ayaz.html' title='AHMET AYAZ'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMe2LuxMF3I/AAAAAAAAAJE/fsAI7xmwoZA/s72-c/huzun%2520ve%2520ruya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-2666860014873967313</id><published>2008-07-27T12:28:00.034+03:00</published><updated>2008-09-10T14:53:23.193+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>ALİ GÜNDÜZ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLtRrakIzI/AAAAAAAAAG0/4tzBgm6tm04/s1600-h/ali+g%C3%BCnd%C3%BCz+hasret.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLtRrakIzI/AAAAAAAAAG0/4tzBgm6tm04/s320/ali+g%C3%BCnd%C3%BCz+hasret.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229503005298271026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;25.02.1961’ de Nevşehir’in Hacıbektaş İlçesi Aşağıbarak Köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, orta ve ticaret lisesini Kırşehir’de bitirdi. 3 yıl (Berlin) Almanya’da öğrenim gördü. Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi, Eski Türk Edebiyatı Bölümü 3.Sınıftan ayrıldı. Fakülte yıllarında DTCF’nin felsefe, psikoloji, sosyoloji ve tarih derslerine fahri olarak devam etti. Asker dönüşü Anadolu Üniversitesi, İktisat Fakültesi, 4 yıllık iktisat bölümünden mezun olan Ali GÜNDÜZ, Almanca ve Arapça bilmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Ali GÜNDÜZ, İslami ilimlerden edebiyata, felsefeden ekonomiye kadar çeşitli alanlarda kendini yetiştirdi.&lt;br /&gt; Sabah, Ufuk,Türkiye, Anayurt Gazetesi ve Ahi Edebiyatı dergisi ile 20’ye yakın gazete ve dergilerde başyazı, makale, roman,şiir ve fıkraları yayınlandı. Çeşitli gazete ve dergilerde müdürlük ve sanat yönetmenliği yaptı. 1980 sonrası çeşitli baskılara tepki olarak yayın hayatından çekildi. 3 yıl ücretli öğretmenlik yapan Ali GÜNDÜZ, Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde yöneticilik yapmakta iken, şubat 2007'de emekli oldu. &lt;br /&gt; Ali Gündüz, halen Gündüz Yayınevi editörlüğü yanında Pazar günleri EDEBİYAT DÜNYASI köşe yazısı yazdığı Anayurt Gazetesinde köşe yazarlığı yapıyor. Şairimiz İlesam ve Sivri Kalemler Derneği üyesidir. 17 kitabı yayınlandı. Gündüz Yayınları içinde çıkan 308 kitabın editörlüğünü yaparak, yüzlerce şair ve yazarı edebiyat dünyasına kazandırdı. 10 şiir antoloji kitabının editörlüğünü yapmasıyla, yüzlerce şairin tanınmasını sağladı. Hazırladığı Resimli Yazarlar ve Şairler Ansiklopedisi – 3 cilt olarak yakında çıkaracaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ALDIĞI MÜKAFATLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 1. Ahi Edebiyatı Dergisi tarafından 1982 'de YILIN SANATKARI seçildi.&lt;br /&gt; 2. Antalya Güllük dergisinin AKDENİZ ŞİİR ÖDÜLLERİ -Yayınevi Dalında, editörlüğünü yaptığı GÜNDÜZ YAYINEVİ 2005 yılında BİRİNCİ seçilmiştir.&lt;br /&gt; 3. Şair, 19 Haziran 2004 tarihinde Antalya'da Güllük Dergisinin hazırladığı 1.Antalya Şairler buluşmasında edebiyata katkılarından dolayı Sabit İNCE edebiyat ödülü aldı.&lt;br /&gt; 4. Anayurt Gazetesi şiir yarışmasında aruz dalında 2005 yılında takdirname aldı.&lt;br /&gt; 5. Burdur Gazeteciler Cemiyeti tarafından 13 Mayıs 2006'da kültüre hizmet plaketi ödülü verildi.&lt;br /&gt; 6. Abdurrahim KARAKOÇ, 30.05.2006 günü gazetesindeki deki köşesinde SEVDA ŞAİRİ olarak ilan etti. (yazı aşağıda)&lt;br /&gt; 7. Güllük Dergisi ve Radyo Güllük tarafından Ekim 2006 yılında EDEBİYATA KATKILARINDAN dolayı ödül aldı.&lt;br /&gt; 8. Niğde Koyunlu Halıları (Bimko Genel Müdürlüğü) tarafından 2007 yılında TÜRK KÜLTÜRÜNE HİZMET ÖDÜLÜ plaketi verildi.&lt;br /&gt; 9. Kayseri’den 2007 yılında Sabit İNCE edebiyat ödülü aldı.&lt;br /&gt; 10. Mamak Kaymakamlığı 5 Takdirname ve 5 Teşekkürname&lt;br /&gt; 11. Milli Eğitim Bakanlığı AYLIKLA ÖDÜL BELGESİ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; EDİTÖRLÜĞÜNÜ YAPTIĞI YAYINEVİ ADRESİ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; GÜNDÜZ KİTABEVİ - SAHAF&lt;br /&gt; Demet 7.Sokak no: 7/b YENİMAHALLE/ANKARA&lt;br /&gt; Şirket: Talatpaşa Bulvarı Çifteler sok.7/a Doğumevi Hastanesi yanı HAMAMÖNÜ/ANKARA&lt;br /&gt; Kızılay Şubesi: Zafer çarşısı yanı Adilhan Kitapçılar Çarşısı no: 41 ÇANKAYA - ANKARA&lt;br /&gt; www.gunduzkitabevi.com.tr&lt;br /&gt; tel 0312 3465457 – 03123630994&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ABDURRAHİM KARAKOÇ'UN “ SEVDA ŞAİRİ” İLAN ETTİĞİ YAZISI:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Büyük üstad ve şairlerin piri Abdurrahim KARAKOÇ, 30.05.2006 günü köşesinde Ali GÜNDÜZ 'ün HASRET şiir kitabını tanıttı. Yazıyı aynen alıyorum:&lt;br /&gt; HASRET (ŞİİRLER)&lt;br /&gt; Ali GÜNDÜZ' ün kitaptaki ifadesine göre 13.Eserinin adıdır. Ali GÜNDÜZ, resmen ve alenen bir SEVDA ŞAİRİ 'dir. Yar dedikçe dumanı kitabın sayfalarından yükseliyor... İnşallah yar zannettiği ağyar çıkmaz. Çıkarsa ne yapılabilir? Hiçbir şey... (bir kıta şiiri)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ateş olsam sevgilimi yakarım&lt;br /&gt; Irmak olsam sevdalıma akarım&lt;br /&gt; Güneş olsam tek yarime bakarım&lt;br /&gt; Çölde bir gül gibi susadım sana&lt;br /&gt; www.gunduzkitabevi.com.tr&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; ESERLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Şiir kitapları:&lt;br /&gt; 1.Elveda (2.Baskısı hazırlanıyor)&lt;br /&gt; 2. İslam Sultan Olacak&lt;br /&gt; 3.Esir Türkler Ferman Bekliyor&lt;br /&gt; 4. Hasret&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ROMANLARI:&lt;br /&gt; 1.Yetimlerin Ahı 2.Cilt (3.Baskısı yayına hazırlanıyor)&lt;br /&gt; 2. Hazin Ayrılık (Sabah gazetesinde tefrika edildi.)&lt;br /&gt; 3. Kurtuluş Arayanlar (Sabah gazetesinde tefrika edildi.)&lt;br /&gt; 4. Afgan’da Ayı İzleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ARAŞTIRMA-DERLEME-ETÜD:&lt;br /&gt; 1. Mehter Marşları (2.Cilt)&lt;br /&gt; 2. Karayıldız Yargılanıyor (Fatih beyle ortak çıkarıldı)&lt;br /&gt; 3.Türk Şairleri Şiir Antolojisi 4.Cildi çıktı. (20 cilt halinde çıkacaktır)&lt;br /&gt; 4. Ebu'l Faruk Hazretleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ANSİKLOPEDİ:&lt;br /&gt; Resimli Yazarlar ve Şairler Ansiklopedisi – 3 cilt olarak yakında çıkacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.antoloji.com/ali_gunduz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.gunduzkitabevi.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-2666860014873967313?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/2666860014873967313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=2666860014873967313' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/2666860014873967313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/2666860014873967313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/ali-gndz.html' title='ALİ GÜNDÜZ'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLtRrakIzI/AAAAAAAAAG0/4tzBgm6tm04/s72-c/ali+g%C3%BCnd%C3%BCz+hasret.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-8390521103262370312</id><published>2008-07-27T12:28:00.032+03:00</published><updated>2008-09-09T16:43:07.373+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>AHMET SELÇUK İLKAN</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMZ9W0IPa5I/AAAAAAAAAIk/PXhNgYFENJo/s1600-h/B%C4%B0R+G%C3%9CL%C3%9C+SEVD%C4%B0M.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMZ9W0IPa5I/AAAAAAAAAIk/PXhNgYFENJo/s320/B%C4%B0R+G%C3%9CL%C3%9C+SEVD%C4%B0M.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244016647023324050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMZ9JRBQe9I/AAAAAAAAAIc/rLTAhw9Pgmo/s1600-h/Ad%C4%B1m+Yaln%C4%B1zl%C4%B1k+Benim.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMZ9JRBQe9I/AAAAAAAAAIc/rLTAhw9Pgmo/s320/Ad%C4%B1m+Yaln%C4%B1zl%C4%B1k+Benim.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244016414260493266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Ahmet Selçuk İlkan 1955 yılında Adana'da doğdu.İlk ve orta öğrenimini ayrı yerde tamamladı.Lise yıllarında yazdığı ve çeşitli sanat dergilerinde yayınlanan şiirleri ile dikkat çekti.1973 yılında yüksek öğrenimini tamamlamak üzere Almanya'nın Berlin şehrine gitti. Berlin Teknik Üniversitesinde Mİmarlık eğitimini sürdürürken bir yandan da sanat çalışmalırana devam etti. &lt;br /&gt; 1975 yılında Hayat Dergisi'nin düzenlediği 'Aşk' konulu şiir yarışmasında 'Hatırlar mısın? ' isimli şiiriyle ilk birincilik ödülünü kazandı. 1976 yılında Mimarlık öğrenimini yarım bırakarak Türkiye'ye döndü. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümüne girdi ve 1980 yılında mezun oldu.1978 yılında profesyonel olarak şarkı sözü yazarlığına da başlayan İlkan'ın şarkıları o dönemin popüler sanatçıları seslendirdi.İlk şarkıları şunlardır: Ya Seninle Ya Sensiz, Gözler Kalbin Aynasıdır, Ayrılık Kolyesi, Neredesin Ey Talih, Artık Ne Duamsın Ne Bedduam, Bayramın Olsun vs. &lt;br /&gt; Bu güne kadar Türk müzik dünyasının en ünlü bestekâr ve yorumcuları ile çalışan İlkan'ın 1000'in üzerinde eseri bulunmaktadır, bunlardan ilk akla gelen; Islak Mendil, Tahta Masa, Kahır mektubu, Anılar, Bir PazarGünü, Sabahçı Kahvesi, Hatıram olsun, Bir Gülü Sevdim, Ya Seninle Ya Sensiz, Gözler Kalbin Aynasıdır, Sevdalıyım, Eyvah-Çaykarası, Çocukların Günahı Ne, Ben Ne İnsanlar Gördüm, Bana Sor Yalnızlığı, Eskici, Seninle Aşkımız Eski Bir Roman, Bir Cennettir Bu Dünya, Kurşuna Gerek Yok, Selam Olsun, BizimSokaklar, YineBugün Sensiz, Bir Evet Yeter, Seni Sana Emanet Ediyorum, Ya Benimsin Ya Toprağın, Sana Hasret Gideceğim, Liselim, Mastika ve diğerleri... &lt;br /&gt; Ahmet Selçuk İlkan'ın bir başka özelliği Türk müzik dünyasında ilk melodi şiir akımını başlatmış olmasıdır. Mum Işıgında (Ayten) isimli şiir albümü 1982 yılında piyasaya sürüldüğünde yepyeni bir akım ayak seslerini beraberinde getiriyordu.1991 yılında ilk şiir klibini çeken İlkan'ın bu güne kadar yayınlanmış 8 tane şiir albümü bulunuyor.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; ESERLERİ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Mum Işığında (Ayten) 1982&lt;br /&gt; Şiir Gözlüm (Fahriye Abla) 1984&lt;br /&gt; Bak Bir Erkek Ağlıyor 1986&lt;br /&gt; Bir Beyaz Karanfil 1988&lt;br /&gt; O Adam Benim 1990&lt;br /&gt; Seni Arıyorum 1992 &lt;br /&gt; Şairler Ağlamaz 1997&lt;br /&gt; Ayrılıkların Şairi  2000&lt;br /&gt; Yakılacak Şiirler 2001&lt;br /&gt; Son Romantik 2002&lt;br /&gt; Adım Yalnızlık Benim 2002&lt;br /&gt; Gitmeler Bana Kaldı 2003&lt;br /&gt; Erkekler Hep Yalnız Ağlar 2005&lt;br /&gt; Yasak Şehrin aşıkları 2007&lt;br /&gt; Bir Gülü Sevdim 2008&lt;br /&gt; Aşk Olsun! 2008&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; http://www.Antoloji.Com/ahmet_selcuk_ilkan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-8390521103262370312?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/8390521103262370312/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=8390521103262370312' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/8390521103262370312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/8390521103262370312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/ahmet-seluk-ilkan.html' title='AHMET SELÇUK İLKAN'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMZ9W0IPa5I/AAAAAAAAAIk/PXhNgYFENJo/s72-c/B%C4%B0R+G%C3%9CL%C3%9C+SEVD%C4%B0M.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-7441871547706691475</id><published>2008-07-27T12:28:00.029+03:00</published><updated>2008-09-08T18:08:05.175+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>ABBAS YURT</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMU_xreuR2I/AAAAAAAAAIU/cX6MuF3pzI4/s1600-h/Abbas+Yurt.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMU_xreuR2I/AAAAAAAAAIU/cX6MuF3pzI4/s320/Abbas+Yurt.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243667463860537186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; 28 Nisan 1958 Erzincan'ın Çayırlı ilçesinin Yeşilyaka (Şebge) köyünde doğdu. Aynı yerde yani Yeşilyaka Köyü İlkokulunu, sonra Ankara Çalışkanlar Ortaokulunu bitirdi. Daha sonra İstanbul Mecidiyeköy Lisesine başladı ve okulu bir yıl sonunda bıraktı. İlk şiirlerini bu yıllarda yazmaya başladı. 1976 Yılında askerlik görevini Çanakkale ve Bilecik /Gölpazarı İlçesinde Jandarma Çavuş olarak yaptı. 1980 Yılında Erzincan'da evlendi. Eşinin felç geçirmesi (MS-Multıple skileroz) nedeniyle Ankara'ya yerleşti ve orada Kamuda Memur olarak göreve başladı. Bu arada çeşitli konularda şiir yazmaya devam ediyordu. Daha sonra Ankara Ayrancı Akşam Ticaret Lisesine başladı ve gündüz çalışıp gece okuyarak bu Liseyi dereceyle (Okul İkincisi olarak) 1994 yılında bitirdi. Aynı yıl girdiği Üniversite sınavında Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünü kazandı ve 1999 yılında bu Üniversiteyi de bitiren şair evli ve iki çocuk babasıdır. &lt;br /&gt; Daha önce çalıştığı kurumda açılan 'Marş' yarışmasına katılmış iki şiiri birden finale kalmasına rağmen amatör olması nedeniyle yazdığı şiirler marş olarak kabul edilmemiştir. Şair Eylül 2003 yılında "Yeniden Doğmak...Yeniden Yaşamak.." isimli ilk kitabını Ankara'daki Turhan Kitabevi vasıtasıyla yayımlamışıtır. Ayrıca "2005 Yılının En Güzel Şirleri Antolojisi", "Şiir Kervanı Antolojisi", "Güllük Şiir Antolojisi" ile "Aşıklar Bayramında Bir Demet Şiir Antolojisi" kitaplarında şiirleri yayımlanmıştır. Şairin şiirleri "Anayurt", "Zirve" Batman "Doğuş" Gazeteleriyle "Alternatif Sanat Genç Söylevler", "Isparta Duygu Seli", "Bizim Ece", "Serhat Kültür" ve "Ortanca Sanat ve Edebiyat" dergilerinde yayımlanmıştır. Gündüz Yayınevinin düzenlediği şiir şarışmasında "Ateşsiz Odunu Yanar mı Sandın" isimli şiiri hece dalında ikinci olmuştur. www.Şairler Birliğinin düzenlediği şiir yarışmasında "Bir Hesap Et" isimli şiir 640 şiir arasında birincinin olmadığı başka bir şiirle ikinciliği paylaşmıştır. Ayrıca türkü formatında kendisinin bestelediği şiirleri mevcuttur.  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; ESERLERİ &lt;br /&gt; Yeniden Doğmak...Yeniden Yaşamak... (Şairin şiirlerinin yayınladığı İlk kitabıdır.)  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; http://www.Antoloji.Com/abbas_yurt &lt;br /&gt; http://site.mynet.com/abbasyurt/Abbas/index.htm&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-7441871547706691475?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/7441871547706691475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=7441871547706691475' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/7441871547706691475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/7441871547706691475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/abbas-yurt.html' title='ABBAS YURT'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMU_xreuR2I/AAAAAAAAAIU/cX6MuF3pzI4/s72-c/Abbas+Yurt.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-888862291933962636</id><published>2008-07-27T12:28:00.026+03:00</published><updated>2008-09-08T16:56:30.239+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>ZEKİ ÇALAR</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLQACJIpKI/AAAAAAAAAGk/EcO3ycmvg_k/s1600-h/ASKER+MEKTUBU.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLQACJIpKI/AAAAAAAAAGk/EcO3ycmvg_k/s320/ASKER+MEKTUBU.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229470816324330658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLP3iUV8zI/AAAAAAAAAGc/PwTmI5q3fBA/s1600-h/Zeki+%C3%87alar+foto%C4%9Fraf%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLP3iUV8zI/AAAAAAAAAGc/PwTmI5q3fBA/s320/Zeki+%C3%87alar+foto%C4%9Fraf%C4%B1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229470670342452018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLPo3U7fUI/AAAAAAAAAGU/KRxgL03QCy0/s1600-h/%C4%B0LK+MEKTUP.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLPo3U7fUI/AAAAAAAAAGU/KRxgL03QCy0/s320/%C4%B0LK+MEKTUP.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229470418284019010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Milas'ın Ağaçlıhüyük köyünde doğdu. Doğum tarihi resmi kayıtlara göre 21/03/1954 olarak gözükse de, gerçek doğum tarihi 7 Temmuz 1952'dir. Evli ve iki çocuk babasıdır. Gemlik Sunğipek fabrikasında 25 yıl işçi olarak çalışmış, 2001 yılında emekli olmuştur. Şair, 1970 yılından beri şiir yazmaktadır. 2000 yılında 148 şiirden oluşan 204 sayfalık 'İLK MEKTUP' adlı ilk şiir kitabını çıkarmıştır. 192 şiirden oluşan 240 SAYFALIK 'ASKER MEKTUBU' adlı ikinci şiir kitabı ise 2007 Gündüz kitabevi basımıdır. &lt;br /&gt; Şiirleri: Antoloji, Şiir Edebiyat, Şiir Akademisi, Şiir Defteri, Şiirevi, Şiir Evreni, Şiir Perisi gibi bir çok sanal sitede yayınlanmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ESERLERİ: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İLK MEKTUP (Şiir 2000 basımı) &lt;br /&gt; ASKER MEKTUBU (Şiir 2007 basımı) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; http://www.antoloji.com/zeki_calar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; http://zekicalarsiirleri.blogspot.com/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-888862291933962636?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/888862291933962636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=888862291933962636' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/888862291933962636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/888862291933962636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/zeki-alar_6254.html' title='ZEKİ ÇALAR'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLQACJIpKI/AAAAAAAAAGk/EcO3ycmvg_k/s72-c/ASKER+MEKTUBU.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-8387260563780546928</id><published>2008-07-27T12:27:00.034+03:00</published><updated>2008-09-08T16:56:30.240+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>ZÜLFİKAR YAPAR KALELİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJMws_ayD_I/AAAAAAAAAIE/D4s0o41vLw8/s1600-h/G%C3%9CNE%C5%9EE+G%C3%96LGE+D%C3%9C%C5%9ET%C3%9C+Z%C3%9CLF%C4%B0KAR+YAPAR+KALEL%C4%B0.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJMws_ayD_I/AAAAAAAAAIE/D4s0o41vLw8/s320/G%C3%9CNE%C5%9EE+G%C3%96LGE+D%C3%9C%C5%9ET%C3%9C+Z%C3%9CLF%C4%B0KAR+YAPAR+KALEL%C4%B0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229577141803421682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJMwlDkSp2I/AAAAAAAAAH8/mbEVTMaSnAs/s1600-h/AKIL+YANIYOR+Z%C3%9CLF%C4%B0KAR+YAPAR+KALEL%C4%B0.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJMwlDkSp2I/AAAAAAAAAH8/mbEVTMaSnAs/s320/AKIL+YANIYOR+Z%C3%9CLF%C4%B0KAR+YAPAR+KALEL%C4%B0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229577005478094690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1954 Yılının bir bahar ayında; Gümüşhane'de, gurbet kuşlarının sığındığı, (güneyi yalçın kaya, kuzeyi Trabzon Erzurum transit yoluna bakan) Ömrünün en güzel yıllarını yaşadığı Keçikaya köyünde doğdu. Türkçe öğretmenliği ve AÜ AÖ iktisat fakültesini bitirdi. Baharların zemheriye dönüşü ile 'Halkın Kabulleri Okulu'ndaki tahsil hayatına daha bir mecburiyet hissederek, Hak adına halkı sevebilmek tutkusuyla halen bu okulda, hayırlı bir vuslat tahsiline devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ESERLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Şafak Türküsü, (şiir)&lt;br /&gt; Çivinin İki Yüzü, (şiir)&lt;br /&gt; Güneşe Gölge Düştü, (şiir)&lt;br /&gt; Düşler Üşüdü, (şiir)&lt;br /&gt; Kitapsız Şiirler, (şiir)&lt;br /&gt; Akıl Yanıyor, (şiir)&lt;br /&gt; Esence (Şiir)&lt;br /&gt; Memleket Yazıları (Deneme)&lt;br /&gt; Göğümüzün Yıldızları (Deneme)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.antoloji.com/zulfikar_yapar_kaleli&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-8387260563780546928?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/8387260563780546928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=8387260563780546928' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/8387260563780546928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/8387260563780546928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/zlfikar-yapar-kaleli.html' title='ZÜLFİKAR YAPAR KALELİ'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJMws_ayD_I/AAAAAAAAAIE/D4s0o41vLw8/s72-c/G%C3%9CNE%C5%9EE+G%C3%96LGE+D%C3%9C%C5%9ET%C3%9C+Z%C3%9CLF%C4%B0KAR+YAPAR+KALEL%C4%B0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-7704351798269335201</id><published>2008-07-27T12:27:00.033+03:00</published><updated>2008-09-08T16:56:30.240+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>ALİ CİRİT</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLpfFtKSWI/AAAAAAAAAGs/quvHW_4Cx1E/s1600-h/Yoklugun.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLpfFtKSWI/AAAAAAAAAGs/quvHW_4Cx1E/s320/Yoklugun.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229498837647378786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mersin'in Tarsus ilçesinde doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra,orta okul ve lise yıllarıda fotoğrafçılık yaptı. İlk şiirini (Hırsız) 1992 yılında bir tren yolculuğu sırasında yazdı. Ali Cirit şiirlerinde genel olarak hece ölçüsü kurallarını uygulamaya çalıştı.&lt;br /&gt; Askeri görevini Kıbrıs'ta tamamlayıp.En büyük hayalim dediği şiir kitabını 2004 yılında hazırlayıp şiir sever dostların beğenisine sundu. 2005 yılında MSG'ye (MUSİKİ ESERLERİ SAHİPLERİ GRUBU) üyeliği kabul edildi. 2006 Yılı Mayıs ayında 2. şiir kitabı "YOKLUĞUN YALNIZLIĞIMDIR" Gündüz yayınevi yayınları arasından çıktı.&lt;br /&gt;"Yüreğimdesin" ve "Sevgilim" İsimli şiirleri Hollanda'da yaşayan müzisyen Kenan ORHAN tarafından bestelendi. 2007 yılı başlarında piyasada bulunacak olan kasetinde bu besteye de yer veridi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ESERLERİ&lt;br /&gt; "Suya Adını Yazdığım Gün" Şiir kitabı (Temmuz 2004) KILINÇ OFSET ADANA&lt;br /&gt; "Yokluğun Yalnızlığımdır" Şiir kitabı (Mayıs 2006) GÜNDÜZ YAYINEVİ ANKARA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.antoloji.com/ali_cirit&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-7704351798269335201?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/7704351798269335201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=7704351798269335201' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/7704351798269335201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/7704351798269335201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/ali-cirit.html' title='ALİ CİRİT'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLpfFtKSWI/AAAAAAAAAGs/quvHW_4Cx1E/s72-c/Yoklugun.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-422635831829231926</id><published>2008-07-27T12:27:00.032+03:00</published><updated>2008-09-08T17:10:44.638+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>AHMET AKKOYUN</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLM6nAPWcI/AAAAAAAAAGM/ST3rvoMhQ1A/s1600-h/AH+BE+MEHL%C4%B0KA.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLM6nAPWcI/AAAAAAAAAGM/ST3rvoMhQ1A/s320/AH+BE+MEHL%C4%B0KA.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229467424605034946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1960 yılında Bayburtta dünyaya geldi. 1961 yılından beri İstanbul'da ikamet ediyor. Çeşitli edebiyat dergilerinde ve sitelerinde şiirleri yayınlandı. Şiirlerinde Makberî mahlasını kullanıyor.  &lt;br /&gt;        "AH BE MEHLİKA" adlı bir şiir kitabı yayınlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        http://www.antoloji.com/ahmet_akkoyun&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-422635831829231926?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/422635831829231926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=422635831829231926' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/422635831829231926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/422635831829231926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/ahmet-akkoyun.html' title='AHMET AKKOYUN'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLM6nAPWcI/AAAAAAAAAGM/ST3rvoMhQ1A/s72-c/AH+BE+MEHL%C4%B0KA.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-5985369640565942926</id><published>2008-07-27T12:27:00.030+03:00</published><updated>2008-09-08T16:56:30.241+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>ADEM KARAGÖZ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLKuPvVS6I/AAAAAAAAAFs/U8wnW30IuEY/s1600-h/yasakl%C4%B1+%C5%9Fafaklar.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLKuPvVS6I/AAAAAAAAAFs/U8wnW30IuEY/s320/yasakl%C4%B1+%C5%9Fafaklar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229465013178420130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1963'te Rize Çamlıhemşin Köprübaşı köyünde doğdu. Uzun yıllar Ankarada fırıncılık yaptı. Şu anda Rize Ardeşen Çaykur çay fabrİkasında mevsimlik işçi statüsünde çalışmaktadır. Gündüz kitabevi tarafından yayınlanan "YASAKLI ŞAFAKLAR" ilk şiir kitabıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.antoloji.com/adem_karagoz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-5985369640565942926?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/5985369640565942926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=5985369640565942926' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/5985369640565942926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/5985369640565942926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/adem-karagz.html' title='ADEM KARAGÖZ'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLKuPvVS6I/AAAAAAAAAFs/U8wnW30IuEY/s72-c/yasakl%C4%B1+%C5%9Fafaklar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-5088858345520319140</id><published>2008-07-27T12:27:00.028+03:00</published><updated>2008-09-08T16:56:30.241+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>ZÜBEYİR DARAS</title><content type='html'>1963 yılında Tokat İli Erbaa İlçesi Doğanyurt Nahiyesi’nde doğdu. İlk ve ortaokulu köyünde tamamladı. 14 yaşında bağlamayla tanıştı. Sivas Lisesinde başlayan lise eğitimini zamanın siyasal olayları nedeniyle tamamlayamadı. Daha sonra Tokat Ziraat Meslek Lisesini kazanarak, mezun oldu, 1983 yılında Tarım teknisyeni olarak Erzincan’da ilk görevine başladı. Adıyaman ve Tokat’ta çalıştı. 1986 yılında Tokat Ziraat Fakültesi M.Y. O Seracılık Budama ve Aşılama bölümünü bitirdi.&lt;br /&gt; Memuriyeti süresince birçok sivil toplum örgütlerinin yönetim kurullarında bulundu, başkanlık yaptı. Bağlamaya olan tutkusu nedeniyle önemli besteler yaptı ve yapmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt; ESERLERİ: &lt;br /&gt; SILA VE SEVDA TÜRKÜLERİ&lt;br /&gt; GÖLGEMDEKİ GÜLÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.antoloji.com/zubeyir_daras&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-5088858345520319140?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/5088858345520319140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=5088858345520319140' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/5088858345520319140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/5088858345520319140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/zbeyir-daras.html' title='ZÜBEYİR DARAS'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-3399301503742846726</id><published>2008-07-27T12:27:00.027+03:00</published><updated>2008-09-08T16:56:30.242+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>RAMAZAN KURT</title><content type='html'>Kırşehir'in Akçakent ilçesi Korkorlu köyünde 28 Ağustos 1952 yılında dünyaya geldi. İlkokulu köyünde okudu. Daha gençliğimin ilk başlangıcında gurbetle tanıştı. 1968 yılında matbaacılığa başladı. Askerlikten sonra Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nde şöför olarak göreve başladı ve halen buradaki görevine devam ediyor.&lt;br /&gt; Evli ve dört çocuk babasıdır.&lt;br /&gt; Ramazan Kurt 1972 yılından bu yana yazmış olduğu şiirlerini bir şiir kitabında toplamaya karar vermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.antoloji.com/ramazan_kurt&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-3399301503742846726?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/3399301503742846726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=3399301503742846726' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/3399301503742846726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/3399301503742846726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/ramazan-kurt.html' title='RAMAZAN KURT'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-1901050801349720357</id><published>2008-07-27T12:27:00.026+03:00</published><updated>2008-09-08T16:56:30.242+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>İBRAHİM KILINÇ</title><content type='html'>08.08.1959 yılında Tokat ili Pazar ilçesi Ocaklı köyünde doğdu. İlk orta ve lise tahsilini Tokat ilinde tamamladıktan sonra Gazi Üniversitesi biyoloji bölümünü bitirdi ve aynı branş botanik anabilim dalında yüksek lisans yaptı. Çevre ve Orman bakanlığında değişik idari görevler yapan Kılınç 2006 yılı başında biyolog kadrosunda iken emekliye ayrıldı. Bir yıl kadar radyo turkuaz da şiir programları, Yeni harman dergisinde çevre sayfası, köşe yazarlığı. Yeni düşünce gazetesinde köşe yazarlığı yapan Kılınç halen Ankarada yaşamakta olup şiir ve edebiyatla ilgilenmektedir. Turkuaz şiir dinletileri gurubu olarak arkadaşları ile her ay şiir dinletileri düzenlemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ESERLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Altı Nokta Körlere Hizmet Vakfı yararına yayımlanmış''Gökçeçiçek'' isimli bir şiir kitabı vardır. ikinci kitabının hazırlıkları devam etmektedir. Ayrıca Kültür Bakanlığı tarafından çıkarılan antolojilerde ve bazı sivil toplum örgütlerinin antoloji ve dergilerinde yayımlanmış eserleri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.antoloji.com/ibrahim_kilinc&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-1901050801349720357?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/1901050801349720357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=1901050801349720357' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/1901050801349720357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/1901050801349720357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/ibrahim-kilin.html' title='İBRAHİM KILINÇ'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-2084985661341221172</id><published>2008-07-27T12:26:00.006+03:00</published><updated>2008-09-08T16:56:30.242+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>MAHMUT CANTEKİN</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLKLAAh0VI/AAAAAAAAAFk/rmFsuGJrhVM/s1600-h/D%C3%9C%C5%9ELER%C4%B0M%C4%B0+GER%C4%B0+VER.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLKLAAh0VI/AAAAAAAAAFk/rmFsuGJrhVM/s320/D%C3%9C%C5%9ELER%C4%B0M%C4%B0+GER%C4%B0+VER.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229464407660155218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLJ0Pe3KgI/AAAAAAAAAFc/pwMKzk7Bkac/s1600-h/YET%C4%B0M+SEVDA.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLJ0Pe3KgI/AAAAAAAAAFc/pwMKzk7Bkac/s320/YET%C4%B0M+SEVDA.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229464016676923906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLJpDm0YkI/AAAAAAAAAFU/4b9EZwW3Z2g/s1600-h/SEVG%C4%B0+KARDELEND%C4%B0R.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLJpDm0YkI/AAAAAAAAAFU/4b9EZwW3Z2g/s320/SEVG%C4%B0+KARDELEND%C4%B0R.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229463824510509634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mahmut Cantekin 01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesinde Dünya'ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta'da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi'nden mezun olarak öğretmenlik diploması aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan dolayı Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice'de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin'de emekli oldu. &lt;br /&gt; Mersin'de yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır. Ayrıca http://www.kahtanet.com/ isimli sitede köşe yazısı ve şiir çalışmaları yayınlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ESERLERİ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜŞLERİMİ GERİ VER&lt;br /&gt;SEVGİ KARDELENDİR&lt;br /&gt;YETİM SEVDA&lt;br /&gt;BURAM BURAM ÖZLEMSİN KAHTAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.antoloji.com/mahmut_cantekin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://sevgikardelendir.blogcu.com/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-2084985661341221172?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/2084985661341221172/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=2084985661341221172' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/2084985661341221172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/2084985661341221172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/mahmut-cantekin.html' title='MAHMUT CANTEKİN'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLKLAAh0VI/AAAAAAAAAFk/rmFsuGJrhVM/s72-c/D%C3%9C%C5%9ELER%C4%B0M%C4%B0+GER%C4%B0+VER.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-3476886785854271096</id><published>2008-07-27T12:25:00.021+03:00</published><updated>2008-09-09T17:01:31.747+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>CEMAL SAFİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMaArjktv_I/AAAAAAAAAI0/3w1ucxXNiVk/s1600-h/KIYAMETE_40_KALA.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMaArjktv_I/AAAAAAAAAI0/3w1ucxXNiVk/s320/KIYAMETE_40_KALA.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244020301891485682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMaACsyaRvI/AAAAAAAAAIs/WR9XaRlzaiQ/s1600-h/CEMAL%2BSAF%25C4%25B0.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMaACsyaRvI/AAAAAAAAAIs/WR9XaRlzaiQ/s320/CEMAL%2BSAF%25C4%25B0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244019599990212338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1938 yılında Samsun’da doğdu İlk ve ortaöğrenimini orada tamamladı. Şiire ilgisi küçük yaşlarda başladı. Ancak 40 yaşına dek fazlaca dışa açılmadı. 1978 yılından değişik çevrelerde duyulmaya başladı. Başta sevgi olmak üzere hemen her konuda şiir yazmaktadır. Ayrıca taşlamaları geniş çevrelerde bilinip okunmaktadır.&lt;br /&gt; Şiirlerinin yaklaşık 40 tanesi Orhan Gencebay tarafından olmak üzere 150 kadarı bestelendi. Bunlardan "Rüyalarım Olmasa" ve "Vurgun" adlı şiirleriyle 1990 ve 1991’de yılın şairi seçildi.&lt;br /&gt; Her yıl Akçay Şairler ve Bestekarlar Şenliğini düzenleyerek şiire olan katkısını sürdürmektedir.&lt;br /&gt; Şiirlerinin bir bölümünü topladığı, Vurgun (1978), Sende Kalmış (2000) ve Kıyamete Kırk Kala (2002) adlı kitapları yayımlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.antoloji.com/cemal_safi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.ozanlar.biz/safi/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-3476886785854271096?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/3476886785854271096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=3476886785854271096' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/3476886785854271096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/3476886785854271096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/cemal-safi.html' title='CEMAL SAFİ'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_1E-PXoXv8e0/SMaArjktv_I/AAAAAAAAAI0/3w1ucxXNiVk/s72-c/KIYAMETE_40_KALA.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-7515482251594510793</id><published>2008-07-27T12:25:00.017+03:00</published><updated>2008-09-08T15:24:45.188+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>GÜZİDE GÜLPINAR TARANOĞLU</title><content type='html'>Güzide Gülpınar Taranoğlu, 28 Ocak 1922 tarihinde doğdu. Güzide Hanım’ın babası Üsküplü. Hacı Kamberoğullarından Tahir Efendi'nin oğlu Rıfat Bey, İstanbul Tıp Fakültesi'nde okumuş ve dördüncü sınıfta, doktorluk yerine kimyager -eczacılığı seçmiş, dört lisan bilen, Balkan Harbi sırasında tutsak edilmiş ve Harbin sonunda, esir değişikliği yapılırken serbest bırakılmış ve İstanbul'a gelip yerleşmiştir. Nevres Hanım'la evlenen Rıfat Bey, böylece Osmanlı-saray kökenli bir aileye içgüveysi olarak girmiştir.&lt;br /&gt; Nevres Hanım'ın ağabeyi Mehmet Ziyaeddin Bey, sarayda musahip muavini ve umum itfaiye alay komutanıdır. Aynı zamanda bir hukukçu olan Mehmet Ziyaeddin Bey, eczacı-kimyager Rıfat Bey'le çok iyi arkadaştırlar. O yıllarda, Türk donanmasının güçlendirilmesi için İstanbul'da yardım toplama faaliyetlerinin önderliğini birlikte yapmışlardır. Meşhur Enver Paşa ve arkadaşlarıyla birlikte aynı ekipte yer almışlardır.&lt;br /&gt; Güzide çok zekidir çocuktur o yüzden yaşı büyütülerek okula kaydı yapılır. Üstün zekâsı, bilgisi, görgüsü sayesinde okuldaki öğrenciler arasında örnek bir öğrencidir Güzide. Okulun başöğretmeni Hayri Bey ve eşi öğretmen Vesile Hanım, Güzide'nin üstüne titrerler. O arada, okula genç, aktif, sosyal faaliyetlere önem veren bir öğretmen daha tayin edilir. Mustafa isimli bu öğretmen, Güzide'nin yeteneklerini keşfetmiştir. Güzide, müsamerelerin öncüsüdür. Sosyal aktivitelerin düzenleyicisidir artık...&lt;br /&gt;Güzide beşinci sınıfa geçtiğinde, babası Rıfat Bey, ağır bir rahatsızlık geçirir ve rahatsızlandıktan beş gün sonra zatürreden 7 Mart 1932 günü, Hakk'ın rahmetine kavuşur. Eğitim-öğretim döneminin sonuna gelindiği için, Güzide'nin okuldan mezun olması beklenir. İmtihanlar neticesinde Güzide okulunu bitirince, annesi, çocuklarını da yanına alarak, İstanbul'a göçeder.1935 yılında soyadı kanunu çıkınca aile "Gülpınar" soyadını alır.&lt;br /&gt; Güzide Gülpınar, İstanbul'da ortaokula, ardından liseye devam eder. O yıllarda, şiir denemelerine başlamıştır. Fakat şiir defterini herkesten saklamıştır.&lt;br /&gt;Lise tahsili bitince, ailesinin yakın dostları ve İstanbul Baş Savcısı Sabri Bey ve babası Rıfat Bey'in Ilgın'dan arkadaşı olan aile dostları avukat Hasan Fehmi Bey'in yardımıyla, bugünkü adı Emlak Bankası olan "Emlak ve Eytam Bankası"nda iş hayatına başlar. Güzide, hem çalışıp hem de okumayı düşünmektedir. Ne varki, o yıl Bilal Taranoğlu ile tanışacak; sevdaları yüreklerinde dolup taşacak, tahsiline devam edemeyecektir.&lt;br /&gt; Güzide bankada çalışırken, aynı serviste şair Ziya Osman Saba da görev yapmaktadır. .Şiir yazdığını kimseye söylemeyen ve şiirlerini ulu orta meydana çıkarmayan, genç Güzide, sıkılgan, ürkek... O'nun şiir yazdığını nihayet bir gün Ziya Osman Saba duyar, Israrla şiirlerini yazdığı defterleri görmek istidiğini belirtir, alır Güzide'nin şiir defterlerini okur. Der ki: "Aman Güzide Hanım, bu şiirler inhisar altına alınmaz. Mutlaka yayına verelim.."der.&lt;br /&gt; Daha sonraları, bir gün emekli maaşını kırdırmak üzere Yahya Kemal Beyatlı bankaya gelir. Bütün personel çevresini sarar. Öğle paydosuna yakındır. İşi bitmez. Başlar herkesle konuşmaya. Oradakilere, kendisine ait şiirleri sevip sevmediklerini sorar. Arkadaşları, kendi aralarında da bir şairin bulunduğunu söylerler. "Kim? Hanginiz?" deyince, o ana kadar bir kenarda sessiz-sedasız duran Güzide'yi gösterirler ve elinden tuttuklan gibi Yahya Kemal'in yanına çekerler. Güzide elini öpmek ister. Yahya Kemal:&lt;br /&gt; -"Hanım kızım, şiiri sever misin? Benim şiirlerimi tanır mısın? Hangi şiirimi seviyorsun" der. Güzide:&lt;br /&gt; -Elbette severim. Sizin şiirlerinizi de severek okur ve bilirim. Ancak, "Vuslat" şiirinizi daha çok seviyorum efendim." der. O ana kadar bütün oradakiler "Ses" şiirini beğenip sevdiklerini söylemişlerdir. Güzide'nin bir başka şiiri, "Vuslat" şiirini sevmiş olmasından ve kendi şiirlerini bilmesinden, öylesine memnun olur ki...&lt;br /&gt;Yıllar böylece geçip gitmektedir. 18 Ocak 1945 günü oğulları Osman ŞANSER dünyaya gelir. Daha sonra kızları doğar. Adı Ayşe Serpil'dir. Ayşe adını, Güzide'nin anneannesi'nin adından almıştır. Güzide ve Bilal Taranoğlu’nun mutluluklarına diyecek yoktur.&lt;br /&gt; 1945 yılında Bilal, tıbbiyeden mezun olur ve ilk görev yeri, hükümet tabibi olarak Perşembe’dir. Daha sonra askere gider. Bilal'in askerlik görevi bitince, önce Ağrı'nın Eleşkirt'ine tayini çıkar. Orada fazla kalamazlar. Bir müddet sonra, Samsun'un Çarşamba İlçesi'ne tayin edilir. Çarşamba'da üç yıl kalırlar. Üçüncü senenin sonuna doğru üçüncü evlâtları, kızları Ender Sevil dünyaya gelir... Çarşamba İlçesi'nde, "Kadınlar Birliği", "Yardımsevenler Derneği gibi sosyal amaçlı büyük derneklerde aktif, lider, örnek insan olarak rol alır.&lt;br /&gt; Çeşitli günlerde, bu sosyal amaçlı derneklere gelir temini maksadıyla balolar, sünnet şölenleri, sergiler düzenler. Ramazanlarda fakirlere yiyecek ve giyecek yardımı yapmak, fakir öğrencilere burslar vermek gibi ulvî çalışmalar yapar. Balolara has özel gazeteler çıkarır.&lt;br /&gt; Şiirini ve şairliğini çoğu kere saklar, ikinci plânda tutar. Dostlarından birisinin tayini mi çıktı? Ona güle güle demek, uğurlamak için şiir yazar. Düzenledikleri balo veya toplantı konusuyla alâkalı esprili şiirler alır, kendi elleriyle mizanpajını yaptığı özel gazetelerde ve balo bültenlerinde bunları yayınlar...&lt;br /&gt; 1954 yılında, Feyzi Boztepe'nin sahibi bulunduğu ve Ankara'da yayınlanan "Medeniyet Gazetesi"nin genel muhabirliğini üstlenir. Böylece gazeteciliğe de adım atar.&lt;br /&gt;1961yılının sonlarına doğru, Sağlık Bakanlığı Doktor Bilal Taranoğlu'nu müfettiş&lt;br /&gt;kadrosuna, merkeze çağırır... Böylece, Taranoğlu ailesi Ankara'ya gelir, yerleşir...&lt;br /&gt; Güzide Taranoğlu, "Çocuk Esirgeme Kurumu"na Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi olur. Aynı yerde müfettiş üye seçilir. 1961'den 1970'e kadar... O sırada, çeşitli derneklere ısrar üzerine üye olur. Çocuk Esirgeme Kurumunda çalışırken, çocuk yuvasında kalan çocuklar için moral günleri eğlence günleri düzenler. Tanıdığı, sözünün geçtiği bütün ses ve saz sanatçılarını çocuk yuvasına götürür, çocuklara moral günleri düzenler...&lt;br /&gt; 1954'den beri Gerze Kaymakamlığı'ndan tanıdıkları şair Nihat Aşar ile 1961'de Ankara'da tekrar buluşmuşlardır. Nihat Aşar, o yıllarda "Çaba Dergisi"ni çıkarmakta olan Halil Soyuer'in yakın arkadaşıdır. Böylece Taranoğlu'nun şiirlerini Soyuer Çaba Dergisi'nde yayınlamaya başlar. 1967 yılına gelindiğinde, eşi Bilal Taranoğlu, şair Halil Soyuer ve Nihat Aşar üçlüsü, Güzide'yi bir kitap yayınlaması hususunda tazyike başlar... 1967'de ilk kitabı olan "Merhaba Dostum", Çaba yayınları arasında çıkar. 112 sayfadan oluşan bu kitapla, Güzide Taranoğlu, Türk şiir dünyasına bir yıldız gibi düşer...&lt;br /&gt; 1968 yılında "Mutlu Acı" isimli ikinci şiir kitabını yayınlamıştır. Şiirleri neşredildikleri gazete ve dergilerde ayın en güzel şiiri seçilmektedir. Kimi şiirleri de tanınmış bestekârlarca bestelenmeye başlamıştır bile... Bestelenenler radyoda okunmaya başlanmıştır.&lt;br /&gt; 1968 yılında İstanbul'da Divan Oteli'ndeki bir davette tanınmış şairlerimizden Faruk Nafiz Çamlıbel ile karşılaşır. Çamlıbel kitaplarını hediye eder. Faruk Nafiz, Taranoğlu'nun şiirlerini çok beğenir. Kendisine "Sultan Şaire" unvanını verir. Ve ekler: Şiirlerinizde çok güzel ve üstün duygu ve imajlar var. Serbest de yazdığınızı gördüm, ama sultanım, hece'yi bırakmayın, çünkü hem hece'de daha başarılısınız, hem şiir dili, şiire ahenk veren hece'dir." der.&lt;br /&gt; Üstad Faruk Nafiz, iyi bir şiir kuyumcusudur. Has şiiri ve şairi bulunca ve Ankara'da ikamet ettiğini öğrenince, kuzeni İffet Halim Oruz'a ve gene Ankara'da bulunan özellikle de, Halide Nusred Zorlutuna'ya "-Ankara'da sultan şaire Güzide, sana emanet" demiştir.&lt;br /&gt; 1970'den itibaren Ankara'da yayınlanan "Zafer Gazetesi"nde "Kadın Kalemiyle" köşesinde makaleler yazmaya başlar...&lt;br /&gt; 1970'li yıllarda, Güzide Taranoğlu yine ülkenin en büyük derneklerinden olan "Aile Planlaması Derneği"nin Genel Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışmaya başlar.&lt;br /&gt; Bilal, 1973 seçimlerinde Adalet Partesi listesinde birinci sıradan milletvekili seçilir. TBMM.'de örnek, efendi bir milletvekili olarak tanınır. O tarihe kadar, Sıhhıye'de oturan ailesini Farabi Sokağa taşır.&lt;br /&gt; Şiirleri "Memleket, Bursa Haber, Bizim Anadolu, Hür Anadolu, Başkent, Dünya, Gündem, Rize, Tokat, Kayseri Hâkimiyet, Ordu Güneş, Ordu'nun Sesi, Türkiye Tribün, Mücadele, İki Nisan, Son Havadis, Tasvir, Halkın Sesi, Yoz-Koop, 6 Eylül, Zafer, Haber vs." gazetelerde ve "Sesimiz, Eflatun, Bahçe, Hisar, Türkiye, Güvercin, Çaba, Çocuk ve Yuva, Yeni Adam, Turizm Günün Kadını, Ajans Türk" gibi dergilerde yayınlanır. &lt;br /&gt; 1974 yılına, ne ülkemizde, ne de dünyada bile emsali görülmemiş bir işe kalkışır. Etamin bezi üzerine ipliklerle ilmek ilmek şiirlerimi elleriyle işler. 1969'da başladığı bu işi, 1974'de 68 parçadan oluşan eseriyle, Ankara'da Zafer Çarşısı alt kat sergi salonunda. Hava Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı yararına sergisini açar. Tabii aldığım övgülerin yanısıra, bütün basında aynı övgü ve ilgi devam eder günlerce. &lt;br /&gt; 1974 yılından önceki yıllarda da, Güzide Taranoğlu'nun evi Ankara'lı şair ve yazarların, belirli günlerde uğradıkları bir mekân, bir dergâh haline gelmiştir. Şairler ve yazarlar, belirli günlerde, o'nun evinde toplanırlar, en yeni şiirlerini birbirlerine okurlar ve Taranoğlu'nun kendi elleriyle hazırladığı mönüden tadarlar. 1985 yılından itibaren Taranoğlu'nu Kemalist atılım Birliği'nde aktif görev yaparken görülür ve Genel Sekreterlik görevinde bulunur. &lt;br /&gt; Taranoğlu sürekli basın kartı sahibidir, İlesam ve Mesam'ın da üyesidir.  Folklor Araştırmaları Kurumu, folklora verdiği önem ve değeri göz önünde tutarak, o'nu ödüllendirmiş ve kendisine bir çok plâket verilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; GÜZİDE GÜLPINAR TARANOĞLU'NUN YAYINLANMIŞ ESERLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Merhaba Dostum (şiirler) 1967, Mutlu Acı (şiirler) 1968, Tozpembe (şiirler) 1969, İnsanlar Mutlu Yaşasın (şiirler) 1972, Ve Mutluluk Çiçek Açar (şiirler) 1975, Diyorum Ki (özdeyişler) 1976, Umutlar Canda Çiçek (şiirler) 1984, Huzur Çağı (şiirler) 1981, Aşk Yıllara Yenilmez (şiirler) 1989, Can Parçamız Çocuklar (şiirler) 1993, Selâmlarım (düz yazılar) 1996, Şiiristanda Hecelerin Dili (şiirler) 1997&lt;br /&gt;ve Bir Dalda Bin Çiçek (şiir kitaplarının toplaşması) 1997.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://gruplar.antoloji.com/gulpinar-dergisi-ve-guzide-taranoglu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-7515482251594510793?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/7515482251594510793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=7515482251594510793' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/7515482251594510793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/7515482251594510793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/gzide-glpinar-taranolu.html' title='GÜZİDE GÜLPINAR TARANOĞLU'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-8144615618073240506</id><published>2008-07-27T12:25:00.016+03:00</published><updated>2008-09-08T17:10:44.639+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>HALİL SOYUER</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLMfvHagdI/AAAAAAAAAGE/qu2Ui20modM/s1600-h/%C5%9EA%C4%B0R+DOSTLARIM.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLMfvHagdI/AAAAAAAAAGE/qu2Ui20modM/s320/%C5%9EA%C4%B0R+DOSTLARIM.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229466962926141906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLMXFl97WI/AAAAAAAAAF8/JuSBubtqqww/s1600-h/HAL%C4%B0L+SOYUER.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLMXFl97WI/AAAAAAAAAF8/JuSBubtqqww/s320/HAL%C4%B0L+SOYUER.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229466814341049698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLMFtkJ3qI/AAAAAAAAAF0/SoNQrQe5xog/s1600-h/SEN%C4%B0NLE.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLMFtkJ3qI/AAAAAAAAAF0/SoNQrQe5xog/s320/SEN%C4%B0NLE.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229466515833216674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Halil Soyuer, 4 Ocak 1921 tarihinde Havran'da doğdu. Küçük yaşlarda şiire ilgi duymaya başlayan Soyuer'in şiirleri, 1940 yılından beri çeşitli yerlerde yayımlandı. Uzun yıllar Ankara Halkevi bünyesindeki kültür ve sanat şubesini yöneten Soyuer, özellikle o dönemde yaygınlaşan şiir günlerinin sunucusu oldu. 1955 yılında memurluktan ayrılarak gazeteciliğe başlayan Soyuer, çeşitli dergi ve gazetelerde çalıştıktan sonra 1982 yılında emekli oldu.&lt;br /&gt; Bazı dergiler de çıkaran Soyuer'in şiirleri, birçok dile çevrildiği gibi birçok sanatçı tarafından da bestelendi.&lt;br /&gt; Günümüzün Karacaoğlan’ı olarak adlandırılan Halil Soyuer 1950 yılında "Liman" adlı ilk şiir kitabını yayınlamıştır. Bugüne dek 12 şiir kitabı yayımlanan ve çeşitli ödülleri de bulunan Soyuer, Dünya Şairler Kongresi'nde Türkiye'yi temsil etti. 17 Ocak 2004 tarihinde Ankara'da hayata gözlerini kapayan Şair Halil Soyuer'in cenazesi Havran'a defnedildi. &lt;br /&gt; Türk şiirinde ona Has şiirin ağası, şairlerin babası, Türk şiirinin Karaca oğlan’ı diyenler vardır. Gerçekten Halil Soyuer’ in hem yaşadığı dönemde ve hem de vefatından sonra hakkında çokça yazılar, yazıldı, belgesel ve kitaplar hazırlandı. Tek sözcükle Halil Soyuer Türk edebiyatımızda ve özellikle halk şiiri geleneği içinde unutulmayan eserler verdi. İz bırakan bir şair ve yazar oldu.20 kitabı yayımlandı, 1960’lerde Ankara’da ÇABA adını taşıyan bir sanat ve kültür dergisini çıkardı. Uzun yıllar Türk edebiyatına ve Türk kültürüne hizmet etti. Adı caddelere verildi, bir çokta ödül aldı. 200 şiiri bestelendi. 70’ e yakın bestekârımız onun şiirlerini Türk Klasik makamında bestelediler. Bu gün TRT’de,televizyonlarda dinlediğimiz şarkıların çoğu Halil Soyuer’ in şiirlerinden oluşmuştur.&lt;br /&gt; Eserlerinden bazıları: LİMAN 1950, ŞAİR DOSTLARIM, SENİNLE,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.antoloji.com/halil_soyuer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://ozanlar.biz/soyuer/biyografi.htm&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-8144615618073240506?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/8144615618073240506/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=8144615618073240506' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/8144615618073240506'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/8144615618073240506'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/halil-soyuer.html' title='HALİL SOYUER'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLMfvHagdI/AAAAAAAAAGE/qu2Ui20modM/s72-c/%C5%9EA%C4%B0R+DOSTLARIM.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5778449610716185450.post-6663080662636372120</id><published>2008-07-27T12:22:00.008+03:00</published><updated>2008-09-08T15:21:55.313+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YENİ HECECİLER'/><title type='text'>ABDURRAHİM KARAKOÇ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLwpSMNidI/AAAAAAAAAH0/y1K0SeBKuO4/s1600-h/abdurrahim_karakoc.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLwpSMNidI/AAAAAAAAAH0/y1K0SeBKuO4/s320/abdurrahim_karakoc.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229506709378927058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1932 yılının Nisan ayında Kahramanmaraş ili, Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü(Cela) köyünde dünyaya geldi. Küçük yaşlarda şiire merak sardı. Bu, aileden gelme bir merak diyebiliriz. Çünkü dedesi, babası ve kardeşleri de şairdirler.&lt;br /&gt; İlk yazdığı şiirleri 2 kitap oIacak hacimde iken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazdıklarını 'Hasana Mektuplar' ismi altında 1964 yılında 10.000 adet bastırdı. FEDAİ yayınları arasında çıkan bu eser kısa zamanda tükendi ve 2. baskısını yine 10.000 adet bastırdı.1958 yılında buIunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi.1981 yılı Mart ayında emekli oldu.&lt;br /&gt; Mücadeleci şiirlerinin çokluğu şartlardan kaynakIanmaktadır.27 Mayıs darbesi, zinde güçler, demokrasi maskaraIığı ve haksızlıklar hiciv şiirlerini besledi.30'a yakın mahkemeye verildi, hepsinden beraat etti. Avukat tutmadı, hep kendi kendini savundu. Hiçbir iktidarla barışık olmadı. Çünkü,o, insana ve İslâm'a yapılanların zulüm olduğuna inanmıştı. Şiirlerinde esas unsur insandır. Serdengeçti, Töre-Devlet, Ocak, Yeni Düşünce, Yenisey,Alperen yayınları oIarak şimdiye kadar 12 şiir kitabı, bir tane de makalelerinden derlenen nesir kitabı çıktı.&lt;br /&gt; 1985 yılından beri gazetecilik yapmaktadır. Bir ara politikaya girdi ve ayrıldı. Niçin girip, niçin ayrıldığını bir röportajda şöyle cevaplandırdı:&lt;br /&gt; - Allah rızası için girmiştim, Allah rızası için ayrıldım.&lt;br /&gt; 30 yılı aşkın bir zaman içinde kitapları baskı üstüne baskı yenilemektedir. Bilhassa VUR EMRI adlı kitap günümüz şairlerinin hiç birisine nasip olmayan kabulü görmüştür.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; KENDİ DİLİNDEN, KENDİ TARİFİ&lt;br /&gt; 'Ebedî kudretin tek sahibinden alınan emir üzerine 1932 yılında dünyaya gelmişim. Çocukluğum şöyle-böyle geçti. Kıt imkânlara, kıtlık yıllarına rağmen hâlâ o günleri özlerim. Birçok kimseye o yılları anlatsam, 'Özlenecek neresi var? ' diyebilirler, amma ben hep çocukluk yıllarımı sevdim. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım. Zaten bizim oralarda her genç şiir yazar. Bu tutku başka bir meşgalenin veya işin olmayışından kaynaklanıyor gibime geliyor. Ben de avareydim, boşluğumu şiirle doldurmaya çalıstım. Benimle şiire başlayanlar yalnızlıktan, yardımsızlıktan dökülüp gittiler. Bana gelince:&lt;br /&gt; - Sağolsunlar, iktidarların ve muhalefetin irikıyım politikacıları, ihtilal cuntacıları, 'bilimsel' cüppeliler, entellektüel züppeler, millî soyguncular, sosyete parazitleri, sermaye sülükleri, zulüm-işkence makineleri, adalet katleden hukukçular, dalkavuklar, üçkağıtçılar v.s. hep bana yardımcı oldular. Şiir malzememi veren onlar, öfkemi bileyen onlar oldular. Yardımlarını inkâr etmiyorum, fakat teşekkür de etmiyorum.&lt;br /&gt; Dinsizlerin değil, din düşmanlarının, yani İslâm düşmanlarının da az yardımı olmadı. Bir bakıma dinî duygularımın kuvvetlenmesine vesile oldular.&lt;br /&gt;En uygun zamanda yaşadığıma inanıyorum. Yardımcılarım (!) var oldukları sürece yazmaya devam edeceğim. Allah (cc) kısmet ederse...'&lt;br /&gt; Evli ve 3 çocuk babasıdır.1984 Ekim ayından bu yana Ankara'da ikamet ediyor. Şu anda hiç bir siyasi kuruluş, hiçbir mesleki dernek üyesi değildir. Hakkın yanında olanları sözleriyle desteklese de, şahısları övmek, beğenmeyince sövmek gibi basitliği kabul etmemektedir.&lt;br /&gt; Yemini var, yazabildiği müddetçe yazacak. Kim bilir nereye ve ne zamana kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ESERLERİ&lt;br /&gt; Şiir kitapları: Hasan'a Mektuplar (1965) , El Kulakta (1969) , Vur Emri (1973) , Kan Yazısı (1978) , Suları Islatamadım(1983) , Beşinci Mevsim(1985) , Dosta Doğru, Akıl Karaya Vurdu(1994) , Yasaklı Rüyalar(2000) , Gökçekimi(2000) , Gerdanlık-I(2000) , Gerdanlık-II(2002) , Gerdanlık-III(2005) ,Parmak İzi(2002) ,&lt;br /&gt; Düşünce Yazıları: Çobandan Mektuplar(Deneme)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAİRLE İLGİLİ BAĞLANTILAR:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.antoloji.com/abdurrahim_karakoc&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5778449610716185450-6663080662636372120?l=yenihececiler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenihececiler.blogspot.com/feeds/6663080662636372120/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5778449610716185450&amp;postID=6663080662636372120' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/6663080662636372120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5778449610716185450/posts/default/6663080662636372120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenihececiler.blogspot.com/2008/07/abdurrahim-karako.html' title='ABDURRAHİM KARAKOÇ'/><author><name>Zeki Çalar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10642678292712681306</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_1E-PXoXv8e0/SJLwpSMNidI/AAAAAAAAAH0/y1K0SeBKuO4/s72-c/abdurrahim_karakoc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
